Pages

31 Ocak 2009 Cumartesi

Ebe-sobe

Gelelim sevgili Ayse'nin sobesine...
Efendim, sobemiz soyleydi:
1. Yanınızda bulunan ilk kitabı aliyorsunuz,
2. 161. sayfayı açiyorsunuz,
3. 5. cümleyi okuyorsunuz,
4. Blogunuza yaziyor ve
5. 5 blog arkadaşınızi sobeliyorsunuz...
Ben, daha onceki yazimda belirttigim gibi elimdeki Turkce romanlari tukettigim icin yanibasimda duran ara ara basvurdugum bir kitaptan yapacagim bu sobeyi. Kitabi su yazida tanittiklari icin ben ayrica bir aciklamada bulunmayacagim, ancak ben icinde ebeveynler icin guzel oneriler oldugunu dusunuyorum. Anlasildigi uzere, bu cocuk gelisimi ustune bir kitap, bakalim 161. sayfanin besinci cumlesinde ne yaziyormus?
Bir soruya cevaben basligin altindan soyle baslamislar:
"Bebeginiz artik emekliyor ya da siraliyorsa, ilk isi aylardir gordugu ama ulasamadigi herseyi kesfetmek uzere, evin heryerini karistirmak olabilir."
Sonraki isi ne ola ki? Diye sorduysaniz efendim, ya kitabi okumanizi ya da hemen bir bebek edinip 9 ay + yaklasik bir de 6 aydan sonra ilk elden denemenizi oneririz :) .
Diyor, bugun ne yaptigimizi -Selim'le ilk defa canli klasik muzik konserine gittik- sonraki bir yaziya birakiyorum...
Ha, elbette unutmadan, Curly'i, Ekmekcikiz'i, Funda'yi ve eger okursa Koyubeyaz hanimcigimi sobeliyorum... (Benim sobelemem dort oldu ama dusundugum herkes muhtemelen zaten sobelenmistir diyerekten dortte birakiyorum).
Neyse, ben simdi yine "lost in Lost" olayim :)
30 Ocak 2009 Cuma

Karikatur

Curly'nin sayfasinda gordugum karikatur ofisimde tam karsimdaki panoda asili duran bu karikaturu paylasma istegi uyandirdi bende. Ozellikle buradaki universite ogrencilerini cok iyi anlatan ve benim hemen hemen hergun karsilastigim sorulari iceren bir karikatur bu.
Her bakisimda bir "ahhhhhh!!!" cekip, hatta ofisime ayni sorularla gelen ogrencilerimin gozune sokmak, cogaltip butun sinifa dagitmak istedigim bir karikatur.

Amma velakin, anlayacaklarindan supheliyim...

29 Ocak 2009 Perşembe

Cocugunuzun ozguvenini arttirmanin 10 yolu

Hem "anne"lerle paylasmak hem de kendim unutmamak icin yazmak istedigim dun okudugum bir yaziydi bu. Unutmadan hizli bir ceviri ile basliklari yazacagim, detaylari daha sonra ekleyecegim.
Yazinin aslini okumak icin burayi tiklayabilirsiniz.

1. Ona kosulsuz bir sevgi verin
2. Ilgi gosterin
3. Limitleri ogretin
4. Bazi riskleri almasina izin verin
5. Hatalarin olmasina izin verin
6. Olumlu davranislari ovun
7. Iyi dinleyin
8. Karsilastirmaktan kacinin
9. Empati yapin
10. Ona destek verin

Detaylari daha sonra...

Yine basliksiz :)))

Yazacagim, yazacagim deyip de yazamadigim bir donemdeyim :( . Aslinda vaktim oluyor birseyler yazmaya ama ya ben bilgisayarimi eve getirmemis oluyorum; ya da sunlarin fotosunu cekip koyayim diye dusunuyor fotograf cekene kadar yine zaman kaybediyorum vs vs derken gunler geciyor. Gunleri gecirmemek adina simdi yaziyorum!
Sebocugumuz geldi pazartesi aksami, neyse ki sorunsuzca... Ben en son yasadigim ucak ve havaalanlari deneyiminden sonra -animsamamak icin yazmadim bile aklima geldikce midem bulaniyor- Sebo'yu almak icin dahi olsa havaalanina giderken ayaklarim geri geri gidiyordu.
Sebo'nun gelisine en cok Selim sevindi zira babasi Turkiye'den herkesten Selim'e gonderilmis hediyelerle birlikte geldi... Kitaplar, arabalar, kiyafetler, boya kalemleri derken Selim bir hediye cilginligi yasiyordu :) . Arkasindan da devamli"babam bana neler getirmis?" diye sorarak her hediyesinin hakkini verdi.
Elbette benim hediyelerim de vardi icinde. En cok sevindigim annecigim emek emek ordugu ve benim burada cokca kullantigim bere ve atki takimlari oldu -bunlardan Selim ve Sebo da birer takimla nasiplerini aldilar :) .
Bunun disinda bir adet sis ve uc renk yun gondermisti annem benim istegim uzerine. Kis portrelerimizi tamamliyoruz boylece disarida lapa lapa yagan kar, evde kahve esliginde orgu orerken disarida yagan kari izleyen bir anne, tek sorun bunu yapacak bir zaman dilimi bulmak kendime :) . Bu arada kare kare orulmus bir battaniye yapmak istiyorum da, bu kareleri nasil bitirip -teknik anlamiyla kesiyorduk? yani sisten temiz bir sekilde nasil cikiyordu? cok basic bir soru ama orgu deneyimimin ustunden malum yillar gecti, help me please...
Bu da yuzunu gostermemek icin kastiran Selim ve anneannesinin ordugu atki-bere takimi:

Bu da yuzunu binbir ricayla gosteren Selim... Bir ara kendi kendine "cheese" diyerek poz veren cocuk ne oldu da boyle oldu bilmiyorum:

Anneannesi dalmacyali kopekler dikmis bir de takimin ustune. "Aaa televizyondaki doggielerden" dedi Selim bunlari gorur gormez :). Bu arada Selim'de acayip bir kopek sevgisi olusmus durumda -kresten dolayi diye dusunmekteyiz-; kopekten tirsan bir baba ve kedisever bi anne ile hicbir zaman evde kopegimiz olamayacagi icin onun bu sevgisini kedilere yonlendirmeyi dusunuyorum ben :D .
***
Aysecigim, biliyorum sobelendim ama basucuma baktigimda Turkce kitaplarimi tukettigimi farkettim -malum Sebo'nun yoklugunda, ve Selim'in uyku zamanlarinda benim en yakin arkadasimdi kitaplar :)))-, ilk firsatta bu "ebe" durumunu ustumden kaldiracagima emin olabilirsin ;)
25 Ocak 2009 Pazar

Sakin bir haftasonu

Sebo'nun gelmesine 24 saatten birkac saat fazla kalmisken -yarin aksam dokuz, dokuz bucuk gibi burada olmasini bekliyoruz- sakin haftasonumuzun da neredeyse sonuna gelmis bulunuyoruz.
Sakin dediysem de arada Selim'e kizdigim birkac vukuat olmadi degil. Ornegin en son alt kattaki tuvaletimizin yerlerine bardak bardak su dokerken yakaladim kendisini. Kendi aciklamasina gor temizlik yapiyordu, ama benim gordugum yer havlularinin -sahi ne deniyor, tuvalet takimi falan mi?- su icinde yuzuyor olduguydu. Yalniz onlar mi, keni ustu basi da tabii kii... Enerjimin oldugu zamanlarda boyle yaramazliklarini sessizce karsilayip direk temizlemeye calisiyorken, bugun yere kagit havlulari -sulari emmesi icin- oylece birakip ciktim oradan.
Herneyse sakin diyordum degil mi?(!)
Cumartesi gunu hava guzel olacakti olmasina ama -guzel dediysem oyle 10-15 derece falan degil, sadece sifirin birkac derece ustunde, siz deyin 3 ben diyeyim 5 :) - bende ne disariya cikacak ne de birilerini cagiracak guc vardi. Birkacgundur mutfakta yigili duran bulasiklari bile temzleyemedim cumartesi gunu. Kahvaltimizdan sonra sozlestigimiz gibi merakli minik dergileri -once hergun bir tane okuyacagiz diye basladik ama- tek tek acilip okunarak, icindeki aktiviteler yapilarak baslandi gune. Her sayinin icindeki eslestirme oyununu ise cok sevdi Selim. Hatta Sebo'ya siparis verdik yeni sayisi ciktiysa getirir mi diye :) .
Cumartesi aksami su filmi seyrettim. Sebo'nun cok isteyerek izlemeyecegi bir film oldugu icin tek basima seyrettigime memnun oldum. Bes ustunden uc bucuk verdigim bir film oldu, sanirim ana nedeni Helen Hunt'i da Juliet Binoche gibi her filmde ayni yuz ifadesine sahip sanatcilardan bulmam. Belki de bu nedenle oyunculuklari cok iyi gelmiyor ve filme iyi konsantre olamiyorum. Simdi animsayamiyorum ama hep ayni yuz ifadesine sahip birkac tane takintili oldugum sanatci var -as if they care :)))- .
Bugunse havanin cidden soguk olmasinda dolayi cikmamiz gerekirken dahi -sut, yiyecek gibi ana gida maddeleri alisverisi yapmamiz gerekiyordu oysa ki, bir de postaya vermem gereken birkac sey- disariya cikamadik. Boyle zamanlarda Selim'in sikildigini ve normalde hic yapmayacagi seyleri yapmaya calistigini gozlemliyorum. Iki gun ust uste eve kalmak yaramiyor cocuga :).
Bugun izledigim film ise buydu; tum olumsuzluklara ragmen icinde sevgiyi barindiran bir film olmasina ragmen, benim su siralar depresif konulari olabilecek bir film izlememem gerektigi fikrini dogrularcasina bence depresifti. Baska bir zaman izlesem ne dusunurdum bilmiyorum.
Yine bir haftasonu gecirdik uzerimizden, yarin verecegim derste isleyecegim konuya bir gozatmam gerekiyor ama motivasyonum yok :(. Yazmam gereken makalelerden hic sozetmiyorum bile...
Biraktim kendimi hayatin akisina...
24 Ocak 2009 Cumartesi

Oksuruk, uykusuzluk ve muz kabugu

Neredeyse tam uc haftadir hasta oldugumdan bahsetmis miydim? Cok detaya girmeyeyim - eee gecenin 3:39'unda ancak bu kadar oluyor- siddetli diyebilecegim bir griple baslayan ve gunlerce devam eden hastaligim bugunlerde grip ve sinizut evresini birakip direk ozellikle geceleri olan kuru ve bogucu ve belki de hemileligin de etkisiyle neredeyse midemdekileri cikaracagim sekilde siddetli bir oksuruge donustu. Hal boyle olunca gece uykularim da son iki gundur tam anlamiyla haram oldu bana. Bu gece ozellikle o kadar yoruldum ki yarin ilk is doktorumu aramak istiyorum.
Bugun kendime zaman ayirdim ve ogleden sonra Selim kresteyken Ayse'yle bulustuk. Once uzunca bir yemekten sonra ilk fikrimiz olan muzeye gitmekten vazgecip kendimizi az biraz "window shopping" yaparken bulduk, barnes & noble'da bir tur ve sohbet- kahve' den sonra biraz yuruyusten sonra da ayrildik. Ayseyle bulusmalarimizi ve onun civil civil halini cok seviyorum. Ayse Selim'e Turkiye'den "merakli minik" dergileri getirmisti. Aksam eve geldigimizde Selim ozellikle de arkadaki cikartmalari gorunce cok heveslendi ama bir her kosesini bilimum oyuncak, boya kalemi vs. ile dagittigi salonumuzu toplamasi gerekiyordu. Sonra dergilere birlikte bakmamiz ve aktivitelerde onu yonlendirmem gerektigini dusununce aksami pek de isteksiz olarak bugun annesinin hediyesi olan merakli - ve bence biraz da yaramaz :) - maymun George kitabiyla idare etmek zorunda kaldi. Ama biliyorum ki yarin sabah ilk is "merakli minik dergilerimi acabilir miyiz? " diye sormak olacak. Hain anne Sumuklu ise bu soruya " kahvaltini guzelce yaptiktan sonra acabiliriz" diye cevap verdikten sonra Selim'in kahvaltisini garanti etmis olacak ;). Yani Aysecigim bu merakli minikler bixi bir sure idare edecek gibi gorunuyor :)
Yazmaya devam etmek istiyorum - bu arada saat 4:00 oldu, sabahi ettim yani- ama telefondan yazdigim icin sarjimin bitiyor olmasi bir sorun simdi.
Safak 3 diyerek bitirmek istiyorum :)))
22 Ocak 2009 Perşembe

Baslik bulamiyorum, basliksiz olsun :)

Bu aciklama aslinda biraz da kendime...
Hani bazi seyler oyle bagirarak soylenmelidir ya anlasilsin diye benim de kendime yuksek seyle soylemem gerekiyor icimde yine, yeni bir can tasidigimi. Soylemezsem gercek degilmis gibi.
Buyuk bir sey bu bizim icin. Cokca da tek cocuk olan ve ailemin bir yarisinin "tek cocuklugu" gelenek edinmis oldugu ben icin.
Bol stresli bir meslek olan "akademisyenligi" kendine meslek edinmis ben icin.
Selim bundan etkilenir mi diye dusunen ve birtanesine kiyamayan ben icin.
***
Ama kararimizi verdik ve ailemizi, sevgimizi cogaltmak istedik. Ve boylece nartanemiz (hos su siralar bir incir buyuklugundeymisler kendileri ama..) dunyamiza adimini atti.
Heyecanla bekliyoruz :) -Bu arada blogumuzun adresi de neden gozbebeklerimiz oldugu anlasilmistir sanirim-

Aslinda sanirim ozellikle Selim bu konuda cok istekli ve heyecanli. Selim nartanemize "Selim kardes" ismini verdi (Selim'in kardesi demek oluyor zannedersem). Hemen hemen hergun soruyor "Selim kardes buyudu mu?" diye. Ya da oyuncaklarini oynarken geliyor bir oyuncagiyla "bu Selim kardesin olsun mu?" diyor. Aslinda once "bu bebek oyuncagi mi? " diye sorup olumlu bir cevap aldiginda Selim kardesin olsun mu sorusu ekleniyor. Genel olarak Selim, Selim kardes icin cok heyecanli bir sekilde bekliyor.
Bu acikcasi "bir bebek yaparsaniz onu cope atarim" diyen annesinin kucukluk tavrindan cok uzak neyse ki :))).

Selim kardes muhabbeti bu kadar yeter, Selimcigime donelim biz :)

Selimin sali sabahi 3 yas kontrolu vardi. Kreste daha once "doktorlar" konusunda bilgi edindikleri ve kresten fahri doktor :) belgesi aldiklari icin midir bilmem pek bir istekle gitti Selim doktora. Yalniz bu arada zorunlu olarak vurulan grip asisini ve kanindaki kursun oranina bakmak icin -yine zorunlu olarak- kan almalarini pek beklemiyordu. Doktordan sonra birkac kere "benim ayagima ne yaptilar, kolumdan ne aldilar" diye muhabbetini yapti.
***
Bana gelirse sira, ben de biraz yorgun ve hala biraz hasta bir sekilde Sebo'nun gelmesini bekliyorum. Olumsuz ruh halimi ustumden atabilmis degilim henuz :( , belki de hamilelik de bunu etkiliyor, zira biraz da zor geciyor su siralar hamileligim. Bunun yaninda olmasini istedigim bazi seyler gecikerek olmamakta diretiyorlar gibi. Isimden ve yasadigim ortamdan duydugum bazi memnuniyetsizliklerimi kulak ardi etmeye calissam da onlar bana "ic sikintisi" seklinde geri donmeyi hic geciktirmiyorlar.

Bazi seyler istedigimiz gibi gelisse hic fena olmayacak.

The End!

PS: Dun sonunda arkadasimin teyzesi sayesinde lahana sarmasi yedim :)
18 Ocak 2009 Pazar
Esra'nin "Kis bitsin bahar gelsin!" kampanyasina katiliyorum! Aslinda her anlamda hem fiziki, hem psikolojik ve hem de mecazi anlamda... Hatta oncelikle savasi ve korkunc bir kisi yasayan yerlere gelsin bahar!

Bu sabah kalktigimda asagidaki manzarayla, lapa lapa yagan bir karla karsilastim. Bu aralar Selim'le yalniz oldugumuz icin de hava durumuna bakacak zamanim olmadigi icin bu kari beklemiyordum dogrusu. Zaten gecen hafta yagan karlar tum hafta boyunca negatif derecelerde seyreden hava dolayisiyla erimemisti. Bugun bir kayli yagan kar da erimeyenlerin ustune eklendi :( . Kardan da, kistan da, soguktan ve bir turlu sifirin ustune cikmayan sicakliklardan da biktigimi soylemek istiyorum. Hos, bunlardan sikayet etmek dunyada yasanan onca sikinti arasinda simariklik gibi oluyorsa da beni etkileyen bir durum bu.

Kar yuzunden Ayseyle de onceden planladigimiz bulusmayi gerceklestiremedik bugun, uzuldum :(((.

Yine arabalarin ustunden tonlarca kar temizlemek, cevresindeki karlari kuremek isi kaldi. Kar dediysek de neredeyse diz boyu bir kar (!). Neyse ki yarin tatil, bir ara yaparim diye umuyorum. Kar, buz, soguk zor isler bunlar...





Bu yaz(a)madigim zaman zarfinda pekcok sey oldu aslinda hayatimizda. Bekledigimiz bir haber kesinlesti, sevindik ornegin... Yeni bir yila girdik, Selim'in dogumgununu kutladik (fotolar hala fotograf makinasinda :( ), Sebo Turkiye'ye gitti, Selim'le yalniz kaldik - hala yalniziz :(((- , ustumuzden bir suru kar ve soguk gecti, Selim yeniden krese ben okula basladim, vs vs.

Su siralar "single mom" olmanin zorlugu, soguk, okul-ev arasi mekik dokuma ve yalniz olma durumu psikolojomi bozuyor anlayacaginiz. Sebo'nun gelmesine bir hafta kaldi...

Ozledim... Turkiye'de sanirim ozsut'te cekilmis bir kahvalti kesiti (resme dikkatle baktim, yanilmisim, Mado'ymus), yaninda ince belliyle de ne guzel gorunuyor. Evet, burada da yapabiliyor, hazirlayabiliyoruz ayni kahvaltiyi ama ayni tadi hicbir zaman vermiyor.

Ben Turkiye'ye donmek istiyorum! Cidden bu yurtdisinda yasama muhabbetinden de ciddi anlamda sikildigimi hissediyorum bu aralar.



Selim de annenin bu kadar negatifligi tasidigi bir durumda kendi kendine takilmaya calisiyor yavrucak. Tuvalet egitimini artik hallettik sayilir. Gunduz bir sorunumuz yok, Selim gidip kendisi hallediyor genelde isini. Sira gece egitiminde, ama gece egitimi icin kendimi cok yorgun hissediyorum, su siralar deneyebilir miyim bilmiyorum. Selim de evde oldugumz gunlerini, boya ve puzzle yaparak, oyuncaklarini oynayarak ve malesef her aktivitesine annesini de katarak geciriyor :) . Beni isin isine tek katmadigi sey cizgi film izlemek...

Bugun telefonumu alip kitabindaki resimlerin fotograflarini cekmis. Gulumsedim... Onun da ilgi alani bu tabii ki :)))



Bu kadar negatiflikten sonra belki bu surede yazmamam en iyisi olmustur, oyle degil mi?

DUYURU II

Yine yeni yeniden buralarda, Blogger'dayiz :)

Saniyorum, hala wrdpss'den blggr'a blogumuzu aktaramiyoruz, bu nedenle...

Eskimis birkac yazi icin bakiniz:


http://gozbebegimveben.wordpress.com/