Pages

27 Kasım 2010 Cumartesi

ben, sumuklu...

Dogumgunu mevsimindeyiz demistim ya, sirada benimki var :)
kendime dogumgunu hediyesi bakiyorum bu aralar. Aslinda cok yakinda birkac kitap hediye etmistim kendime, hem de Turkcesinden :), amma velakin dusundum de birkac guzel taki da fena olmaz hani :). Takilar icin etsy'de dolasiyorum. Suradan ve buradan birseyler begendim kendime. Bu aralar her cesit taki cok hosuma gidiyor, kendimi ozel hissettiriyor bana.
Dusundum de galiba bu aralar kendimi "iyi" hissetmeye cok ihtiyacim var; en azindan kendi kendime bu niyetle cabalayabilirim, oyle degil mi?
22 Kasım 2010 Pazartesi

mevsimlerden dogumgunu mevsimi

Dogumgunu mevsimindeyiz. Selim'in arkadaslariyla baslayan dogumgunlerinde sira bizlere gelerek devam ediyor :).
Pazargunu ogleden sonra Selim'in kresten arkadasi Sean'in dogumgunune gittik Selim ve ben. Sean'in annesi Turk babasi Amerikali. Selim bazen sevinerek kreste Sean ile Turkce kelimeler konustugundan ve ogretmenlerine hatta Turkce ogrettiklerinden bahsediyor.
Bugun ise Sebocugumuzun dogumgunuydu. Asagidaki resimde de gorebileceginiz gibi 34 yasina girdi babamiz. Aksam eve geldiginde pasta keserek sade bir sekilde, aramizda kutladik onun dogumgununu. Oysa ki gecen sene yakin oldugumuz birkac aile da vardi ve Sebo ve bir arkadasi birlikte kutlamislardi dogumgunlerini.
Dogumgunu ikrami icin ilk defa kabartma tozunun arkasindaki tariflerden birini denedim; elmali kek ve cok guzel oldu.Yani ben begendim ;) tekrar yapabilirim. tarifi mi unutmadan:
3 adet elma -ben 2 adet kullandim- kup kup kesilir, 2 tatli kasigi tarcin ve 1 paket sekerli vanilin ile karistirilir.
Baska bir kapta 2 yumurta, 1.5 su bardagi toz seker, 1/2 su bardagi siviyag cirpilir. Icine 2 su bardagi un ve 1 paket kabartma tozu ilave edilir. Bu karisimin icine tarcinli elmalar konularak tekrar karistirilir ve pismesi icin firina verilir.
Kokulu, guzel bir elmali kek oldu. Ben cok begendim.

Babalariyla dogumgunu mumlarini sondurmek icin sabirsizlikla bekleyen Selim ve Kerem:



Asagidaki yazima devam olarak Selim duzenli dis doktoruna gidiyor. Simdiden dort disine dolgu yapildi. Kaldi dort. Ilk kontrol icin doktora gidisinin aksine dolgu icin gidislerinde dis doktoruna gitmek pek hos gelmiyor Selim'e. Disimi acitiyorlar diyor :(.
Kerem ise ayri bir alemde :))). Firsat buldukca saklambac oynamak uzere saklaniyor oraya buraya. Hos birlikte oynadigimiz saklambac Selim'in de favorisi. Kerem'in komikligi onu iki arada bir derede klozete saklanirken buluyoruz. Klozet burada hemen her odada odanin buyuklugune gore bir ya da iki tane olan ayri giyinme odasi olarak tanimlanabilir. Odanin icinden bir kapisi oldugu icin cekici geliyor, ve hatta karanlik oldugu halde girip bir de kapisini kapatip bulunmayi bekliyor Kerem.
Burada Kerem beyimiz, onun cok sevdigim tisortuyle :):




Bunlar da gecen haftaki bayram fotograflarimiz. Selim ve Kerem bayramliklariyla objektifin karsindalar!

Kerem'in elinde bir balon var. Kerem tam bir balon hastasi oldu. Ucan balonlari cok seviyor. Ben de kucukken cok severdim ucan balonlari. Hangi cocuk sevmez ki?



Fotograflarini cekmek her gecen gun zorlasiyor, ozellikle de ikisinin de ayni andan bakmasini saglamak!


Posted by Picasa
10 Kasım 2010 Çarşamba

Tarihe bir not daha

Dis doktoruna gitmek kucukten beri kotu bir deneyim olmustur benim icin.
Kucukken dedem gotururdu beni dis doktoru arkadasina. Kucuk falan demeyip canli canli bir kanal tedavi hikayem var ki o hikayedir belki dis doktoru koltugunu sevmeyisim ve belki de bu yuzden simdiden birkac disimi kaybettim.
Zannediyorum genetik etkenler de var dis kalitemin dusuk olmasinda. Ornegin babamin hep dis sorunu olmustur, belki de ondan dolayi da benim ve gorunen o ki galiba benden dolayi da Selim'in...


Bugun ilk dis doktoru deneyimini yasadi Selim. Aslinda burada 2 yasindan sonra cocuklarin ilk dis doktoru randevularini almalari icin destekliyorlar ancak bu konuyu zannediyorum ihmal ettik bu gune dek. Selim'in genelde dis fircalama aliskanligi var fakat belki de dis ipi henuz duzenli kullanmadigimiz icin onda tum azi dislerinin arasinda biri gorunen digerleri gorunmeyen curukler tespit etti doktor. Haftayadan itibaren onlarin tedavisine baslanilacak. Azi disleri erkek cocuklarinda 12 -13 yasina dek dusmedigi icin tedavi ettirmemiz gerekiyor.
Bir email grubundan aldigim oneriyle gittigimiz bu cocuk dis doktorundan ayrica memnun kaldik. Zira, cocuklarin cok sevecegi bir ortam hazirlanmis ve Selim'i  korkutmadan ilk kontrolunu ve dis temizligini yaptilar bile. Ayni sekilde dolgulari da cocuklari korkutmadan yaptiklari bir proseduri anlattilar ve bu nedenle bu doktorda devam etmeye karar verdik.

Umarim Selim'in ve sonra Kerem'in dis doktoru deneyimleri benimkinin aksine hep iyi, ve rutin kontrollerden ibaret uzun soluklu olur. Tabii bunda bize duzenli dis fircalamalarini ve dis ipi kullanmalarini saglamak yonunde buyuk gorev dusunuyor. Zira bugunku konusmamizda dis doktorunun dedigine gore cocuklar 10 yasina dek kendileri dislerini tam olarak iyi fircalayabilecek seviyede olmuyorlarmis. Bu da bir faydali bilgi olarak yerini alsin burada :)
4 Kasım 2010 Perşembe

Cocuk kitaplarimiz...

Gecikmis bir ebe-sobe yazisi bu. Anne Cafe'nin bu yazisinda sobelendigimi gorur gormez yazmak istedigim halde bir turlu yogunluklar pesimi birakmadi ve bu yaziyi yazmak bu gunun bu sabah saatlerine kaldi. Oysa ki fotograflari gecen hafta cekip hazir etmistik. Bu sobelemeyi yazmaya cok hevesliydim, hevesliyim zira konu kitap olunca ayri bir sevke geliyorum. Kitaplar, ayri bir deger tasiyor benim icin. Ve cocuklarima da bu degeri hissettirmek, onlarin da yasamlarinda kitaba ayni ozeni gostermesini istiyorum. 


Hadi baslayalim o zaman!


Kitap secerken dikkat edilecek ozellikler yasiyla degisen bir durum diye dusunurken farkettim ki oncelikle yasina uygunlugu onemli bir kriter. Ornegin Selim'e asagidaki gibi, minik parmaklariyla kolayca acabilecegi, kalin karton sayfali kitaplarla baslamistik. (bebeklikte agzina alabildigi bez kitaplari yazmiyorum artik :) ). Simdi bu kitaplari Kerem okuyor. Bu kitaplarda- bu yas grubu icin, 1-2 yas arasi denilebilir- aradigim en onemli ozellikler, resimlerinin anlasilir olmasi, dikkatini cekecek renlerde olmasi, gunluk yasama dair cesitli kelimeleri barindirmasi diyebilirim. Bu tarz kitaplari okurken -ya da cocugunuzla birlikte bakarken- size onemli rol dusuyor. Oncelikler her resmi anlatmak, canlandirmak, onun dunyasina eklemek sizin isiniz. Ornegin asagidaki civcivleri saymakla kalmayip, civcivin "cik cik" dedigini, sari yumusak tuyleri oldugunu anlatip, gosterebilirsiniz. Miniginizin sanra kendi kendine bu kitaplara bakip ayni seyleri yapmaya calistigini gormek sizi cok mutlu edecek!



Selim buyudukce daha cok hikaye yonu agir basan kitaplara yoneldik. Bu kitaplarda yine resimleriyle birlikte icerigine cok onem veriyorum. Icerik konusunda duygulari anlatan, anlamlandiran kitaplari begeniyorum.
Ingilizce kitaplarda "Scholastic" yayinevi var, ornegin "No David" isimli kitabi sseviyor  Selim. Kitap sadece resimlerden ve cesitli tonlamalardaki "no David" yazisindan ibaret olmasina ragmen cocuklara ne yapmamalari gerektigini ogretiyor. Ornegin yemegiyle oynayan David resminde "no David" yazisini okuduktan sonra, cocugunuza " yemegiyle oynamak yerine simdi sence David ne yapmali" diyerek cocugunuzu dogru davranisi kendisinin bulmasini gosterebilir, boylelikle onu dogru davranisa yoneltebilirsiniz.
Bu kitaplar ayrica cocuklarin kendilerini tanimasina da firsat taniyor. Ornegin "The Way I feel", cesitli duygulari cocuklara tanitan, onlar icin anlamlastirab bir kitap, arkadasim benimle oynamayinca uzgun oluyorum, babam kardesimi kucaklayinca kiskanabiliyorum gibi. Ve kitap bunlarin saglikli duygular oldugu mesajini veriyor cocuklara.
"I love you because you are you" da basligindan anlasilacagi gibi, nasil olursa olsun utangac, kizgin, uzgun, hircin, mutlu ... bir anne ve babanin cocugunu her zaman her kosulda sevecegi mesajini iceren bir kitap.

Asagidaki kitaplar bu seriden bizim sevdigimiz bir kaci:


Bizim icin cocuklarimizin Turkceyi de iyi ogrenip konusmalari cok onemli. Bu nedenle pakcok Turkce kitabimiz da var. Turkiye'de de cok guzel cocuk kitaplari oldugunu gormek sevindiriyor beni. Bu kitaplardan ozellikle karakterlerle davranis egitimi tarzi kitaplari sectigimi farkettim. Belli bir favorisi yok Selim'in. Donem donem degisiyor okuduklarimiz. Ama Atakan'i daha cok okuyoruz sanki bu aralar :)


Ben kendi cevaplarimla bu yaziyi bitirmeden sorulara donmek iyi olacak sanirim. 
Evet, kitabin kapak tasarimi ve grafiklari onemli bir konu. Ancak tasarimin guzelligini cocuklar icin anlasilir resimli olmasi belirliyor bence. Resim hem cizgileriyle anlasilir olmali hem de kitabin icerigini yansitmali ki okumayi bilmeyen cocugunuz sadece resimlerine bakarak hikayeyi anlatabilsin. 
Bu Selimle cokca yapmaya calistigimiz bir yontem. Ornegin bazen Selim'e simdi kitap okuma zamani dedigimde gidip kendi kendine resimlerine bakarak kitaplari anlattigini goruyorum. Bazen sadece resimden hikayeyi %95 anlatabiliyor.

Kitaplari secerken faydaci ve ogretici olmasina dikkat ederek bazi kitaplardaki-hikayelerdeki didaktik yaklasimi destekliyor muyum diye dusunmeden edemedim ama didaktik deyince Hansel ve Gratel gibi hikayeler geliyor aklima. Bu yaklasim ozellikle son donem 19. yuzyil ve ilk donem 20. yuzyil Alman cocuk edebiyatinda bolca mevcut. Ama zannediyorum bu tarz cocugu korkutan didaktik yaklasim cok da fazla yok gunumuzde. Ozellikle karakterinin olustugu 3-7 yas arasinda dogru davranislari ogreten kitaplari severek okuyoruz.
Bir de tamamen ogrenmeye yonelik Tubitak yayinlarini da severek okuyoruz. Ayse teyzemizin tanistirdigi Merakli Minikleri edinmeye calisiyoruz mumkun oldugunca. Olcum, zaman, hastahanede, discide gibi kitaplarda ozellikle gercek hayatta ornegin dis doktoruna gidilecegi zaman okunacak kitaplar. Yani gostererek okundugu zaman cok kalici oluyor. 





Cocuk kitabi yazmak istiyorum aslinda. Kafamda kurguluyorum cesitli temalar. Ve bu temalar yine ogretici birseyler yonunde. Bu, zannediyorum cocuklarin psikolojik gelisimlerine onem vermemden kaynaklaniyor. Istiyorum ki guzel karakterli, dogru insanlar, kendileriyle ve cevreleriyle barisik, mutlu birer birey olsunlar.

Ve kitaplar bu egitimde cok onemli bir yere sahip. 


1 Kasım 2010 Pazartesi

tarihe bir not

Bugun, yani 1 Kasim 2010'da, yani Kerem tam 1 yas, 2 ay, 3hafta ve 2 gunluk iken, ilk defa kerem'in saclari kesildi.
Anne karnindan ozellikle Selim'e gore seyrek sacli cikmis Kerem'in seyrek ve ince telli saclarini kesmeye cekinmistik hep.
Saclari goreceli olarak daha az seyrek ancak hala ince telli olmasina ragmen artik duzensiz bir sekilde uzayinda bugun saclarini kestik.
Babalari once Selim'i sonra Kerem'i tras etti.
Yani Kerem artik Kerem degil, kabak kafali Kerem!

bu da eskilerden... Kerem henuz 1 haftalik olmali...