Pages

25 Şubat 2011 Cuma

soule.ma.ma

bu kadinin bloguna baktigim zaman depresyona giriyorum.
urettigi, ordugu, boyadigi, yaptigi... seyleri gorunce kendimi o kadar tuketici hissediyorum ki! bu kadar seye, ve ayni zamanda bloguna da nasil vakit ayiriyor sasiriyorum.

ben bu soule.ma.ma'yi hic okumamaliyim sanirim!

Selim'den inciler...

Okul cikisi, eve donus....
Anne yorgun, Selim ise bir sonraki aktivitesi ne olsa diye dusunmektedir.
Arabaya biner binmez "restorana gidelim anne" der Selim.
"olmaz" der anne, evdekiler aksam yemegi icin bizi beklerler...
"o zaman donut alalim" der Selim.
Anne cok gonullu degildir, hani sagliksiz falan diye dusunurken, Selim israr eder de eder...
Eve yaklasirken bir DD'in arabadan cikmadan alisveris edilen penceresinden hemen donutlar kapilir, ama bir sarti vardir annenin:
"bunlari simdi yemek yok, ancak aksam yemegini yedikten sonra yiyebilirsin"
Selim sorar "neden?"
Anne cevap verir "cunku donutlar "junk" food"!
Selim birden parlar:
"donutlar junk degil ki, donutlar cope atilmaz ki!!!"
9 Şubat 2011 Çarşamba
sikici bir bolum toplantisimdan ciktim, gozlerim kapanmasin diye zorluyordum kendimi, cidden sikilmamak mumkun degildi.
yarin NewYork'a gitme durumumuz var, Sebo'yla gunubirlik, pasaportlarimizin suresi gecti ve su yeni cikan pasaportlardan almak icin zannediyorum bizzat gitmek gerekiyor konsolosluga. biz da hazir annemler cocuklara bakarken gunubirlik hemen gidip gelelim islerimizi halledelim diyoruz. bakalim gidebilecek miyiz, yazarim...
cuma gunku dersime hazirlanmam gerek, hic de icimden gelmiyor, toplanti butun askimi sevkimi oldurdu.

***
bugunlerde Kerem:
18. ayini doldurdugu su gunlerde Kerem bicir bicir, tipir tipir ortaliklarda saliniyor.
Abisinin "hotwheels" askindan, devamli farkli bir "hotwheels" araba istemesinden dolayi, Kerem de komik bir sekilde arabaya "araba" degil de "hotwheels" diyor :))). Kerem versiyonu ile "otviiiil, otviiil" diyerek evin icinde dolaniyor.
Yemegini ille de kendisi, ille de bizlerin kullandigi catal ve kasiklarla, ve ille de mama sandalyesinde degil de bizim oturdugumuz masada yemek istiyor. Ille de istiyor, ille de cok inatci bir oglan olmaya devam ediyor.
Arada ciss, ciss deyip tuvalete dogru gittigi zamanlarda cok seviniyoruz, sabahlari uyanir uyanmaz tuvalete oturtmak disinda bir tuvalet baskisi yapmadigimiz icin bu durum hosumuza gidiyor; Selim'de ozellikle gece tuvaletinde cok zorlandigimiz icin, acaba Kerem rahat mi olacak bu konuda diye umitleniyoruz...
Henuz cok konusmamasina ragmen, bildigi birkac sozcuk ve beden diliyle herseyi cok guzel anlatabiliyor. Her sozcugu de cok guzel tekrar ediyor aslinda. Abisini sikayet edebiliyor ornegin :), anlatilmaz yasanir birsey :))).
****
bugunlerde Selim:
okulunda her zman cok yardimci oldugunu goruyorum. dun almaya gittigimde yere dokulmus boncuklari topluyordu, kresteki etrafi toplama zamaninda -clean up time- onu oyle canla basla etrafi toplarken goruyorum ki, evde odasindai birkac oyuncagi neden toplatamadigimi kara kara dusunuyorum kendi kendime.
gecen gun babasi amerikali, annesi turk olan bir arkadasinin ingilizce bilmeyen anneannesi torununu kresten almaya gelince ona cevirmenlik yapmis Selim, tum ogretmenleri ve arkadasinin anneannesi cok memnun kalmislar cevrimenliginden, gulumsedim... Selim cevirmenlik konusuna ozellikle babaannesinin burada oldugu donemlerden cok alisik. hos bu durumu kendi yararina cevirdigi de oluyormus arada. ornegin babaannesi ve bir komsumuzla parka gittikleri bir gun komsumuza babaannesi " hadi donelim artik dedigimi soyle" dediginde bunu Selim komsumuza ""babaannem parkta biraz daha kalalim diyor" diye cevirmis. tabii babaannenin beden dilinden isin oyle olmadigini anlamiz komsumuz :)))
Selim, yol arkadasim, Eylul'de ilkokul'a baslayinca -ilkokulun zorunlu ana kismi- yol arkadasimi cok ozleyecegim. ozellikle de arabadaki konusmalarimizi ozleyecegim, cok guzel mantik yurutuyor su siralar, onu dinlemeye bayiliyorum.

****
otursam birsuru sey yazma modundayim su anda, ama malum, ev, yol, beni bekler.........
7 Şubat 2011 Pazartesi

Nurturia

Annevebebisi'nden gordum ve Nurturia'a kaydoldum, bakalim orada uzun soluklu olacak miyim?
arkadas nasil ekleniyor kesfetmeliyim...

her yerde kar var...

her yerde kar var
kalbim senin bu gece
la laaaa la laaa

diye romatik bir yazi yazip, bu yaziya da ayni sarkiyi ekleyip devam ettirebilirdim bu yaziyi ama yok yapamam! Yapamam, cunku burada artik kar romantik olmaktan coktaaan cikmis durumda.
Evet, heryerde kar var, ama diz boyu degil, adam boyu! Kenarlara kurenen, cekilen karlar ise adam boyunu da asmis durumda. Yollarin kenarinda sirali kar tepecikleri var. Bir arkadasim soyle dedi gecen hafta " bizim sokak sanki doga ile insanoglu arasinda bir savas olmus da bu savasi doga kaznmis gibi" , katilmadan edemedim. Boston ve civarinda, kara bu kadar alisik bu memlekette biz kara yenilmis durumdayiz.
Sadece kar mi, ustune yagan yagmurlarin buz tutmasiyla donan ve hatta cama donusen yerler. Dun babamla -evet, annemle babam buradalar- neredeyse uc-bes cm kalinligindaki buzu kirdik evden kayip dusmeden cikabilmek icin. Ondan onceki aksam ben buzdan kayip dustum, aksam bir programdan donerken.

Artik cocuklar da ne kayalim ne de kardan adam yapalim gibi projeler uretmiyorlar. Selim her gun subat ayi ne zaman bitecek diye soruyor. Neden soruyorsun dedigimde, bahar gelsin istiyorum diyor. Ah Subat bitse dahi baharin gele-meye-bilecegini anlatabilsem keske ona. Simdilik geri sayip sevinmesini izliyorum.

Iste size gectigimiz haftadan ornek bir resim, su ana dek biraz erime olsa da yagan kar hava sicakliginin dusuk olmasiyla hala ortada:


Kari ve buzu dusunmeden yasamak mumkun degil su siralar, bunun yaninda yapilacak islerin de yogunlugu eklenince, bu siralar neden yaz-a-madigimin bir resmi cikiyor zannediyorum ortaya...

Arayi cok uzatmadan tekrar gorusmek umidiyle...