Pages

30 Ocak 2010 Cumartesi

Bir not...

Kerem Bey yavas yavas desteksiz oturuyor biraz biraz, bir iki-uc dakika falan.
Komando pozisyonu alip surunmeye de calisiyor, henuz tam surunemiyor ama. Bir de emekleme pozisyonunu deniyor su aralar. Iyice mobile olmamiz yakindir, hadi bakalim ;)
24 Ocak 2010 Pazar

Hizla gecen gunler

Farkli degil bizimkisi de...
Herkes gibi yogun gunler yasiyoruz. Benim donemim baslayali iki hafta olup bitmisken, Sebo da donemine basliyor ve haftanin dort gununu onun universitesinin oldugu kentte, uc gununu de burada gecirme donemi basliyor yine. Zor mu evet zor, ama belki bu donem daha kolay olacak cunku Sebo'nun annesi ve babasi yanimizda. Ozellikle evle ilgili islerde ve Kerem'in bakiminda cok yardimci oluyorlar sagolsunlar. Bu donem icin burada olacaklar Nisan ayina kadar.
Selim de yeni kresine basliyor bu hafta. Gecen hafta oyun gunune gittiginde eve gelmek istemeyecek kadar hoslandi, bakalim yaz+sonbahar donemi derken uzun suredir o da evdeydi, alismak zor olmaz insallah. Selim'le okula yolculuklarimiz basliyor yine. Selim buna gayet hazir gorunuyor. Aslinda Selim'in okula baslamasini istiyoruz cunku evde oldukca babaannesi ve dedesine, bir de elbette Kerem'e zorlu anlar yasatabiliyor. Cok hareketli ve bir de dedigim dedik durumlari ozellikle babaanne ve dedesine yapip onlari yoruyor; hos onlar bu durumdan sikayetci degiller ama eve geldigimde Selim'in bizimle olan disiplininden uzak gormek beni de ayrica yoruyor. ne de olsa disiplin anne ve babanin gorevi ;)
Kendim de kendi konularim, derslerim, Kerem ve Selim ve bu telas ve kosusturma icinde hem basladigim spora devam etmege calisiyor, hem de TR'den getirttigim kitaplarima zaman ayirmaya calisiyorum.
Kerem icin yine sut sagma donemine girdim, her ne kadar pompa ise yarasa da ofisimde sut pompalamaya calismak icin ayrica bir efor sarfediyorum. Selim 22 ay kadar emmisti, bilmiyorum Kerem'i bu kadar emzirebilir miyim?
Bu arada kendim ile ilgili onemli bir karar alma surecindeyim, dusunuyorum...
Selim biz yokken evde teror estirirken :))), Kerem de masum masum buyumeye calisiyor, abisinin sikistirmalarindan firsat bulabilirse. Bu aralar Kerem de iyice hareketlendi, bugun yarin emekler herhalde diye dusunuyoruz. Gerci kendisi emeklemeden yurumeye pek hevesli ve her firsatta ayakta durmak istiyor bu aralar.
Hizli gecen bu gunlerde ben de yazmaya yetismeye calisiyorum...
14 Ocak 2010 Perşembe
Selim'in cok sevdigi dogumgunu pastasi.
Ustundeki arabalarin gercek oyuncak araba olmasina ve Selim'in hemen oynamaya baslamasina gercekten cok sasirdik. Oysaki ben siparisi verirken herhalde bir iki araba resmi cizerler diye dusunmustum :).



Burada Turk damak zevkimize uygun bir pasta cok bulamiyor olsak da yakinlarimiza acilan sahibi Israilli oldugu icin bizim cografyanin damak zevkini yansitan pastahaneden yaptirdik dogumgunu pastamizi. Sonuctan da hem goruntu hem de lezzet acisindan cok memnun kaldik.

Cok son anda kararlastirdigimiz dogumgunu partisine gelen arkadaslarimiz bizleri ve getirdikleri hediyelerle de Selim'i ziyadesiyle sevindirdiler.


5 Ocak 2010 Salı

Sevgili Gunluk...

Bugunu Selim'in dogumgunu icin alisveris yapmakla gecirdik. Hos, Selim'e diye cikip hem evin hem de kendimizin ihtiyaclari icin vakit harcadik disarilarda ama olsun :).
Bugun Selim'e sabah kahvaltida mini bir kutlama yapip, ona aldigimiz cocuk fotograf makinasini hediye ettikten sonra asil bu cumartesi gunu icin yapmayi planladigimiz dogumgunu partisi icin birkac susleme, kagit tabak, balon gibi cocuklari mutlu edecek seyler aldik. Persembe gunu Selim'in babaanne ve dedesi burada olacagi icin dogumgununu hepbirlikte kutlayalim istedik.
Selim fotograf makinesini sevdi, umuyoruz kendi fotograf makinasiyla guzel foto;ar ceker...

Ben de ne zamandir yapmak istedigim birseyi yaparak suraya uye olmak icin ilk adimimi attim. Acikcasi cok begendim bu merkezi, hemen egzersizlere baslayasim geldi, yarin arayip tam uyeligimi yaptiracagim. Zayiflamak bir yana aslinda enerjik olmak icin baslayacagim egzersize. Cunku bu aralar kendimi gercekten bedensel olarak daimi bir yorgunluk icinde hissediyorum ve bu zihnimi ve ruhumu da etkiliyor. Egzersiz yaptigimi, sonrasinda saunasinda ter attigimi, dus aldigimi ve arada masaj yaptirdigimi dusunmek bile iyi geldi, umarim baslayinca da ayni sekilde hissederim.

Bu arada haftaya derslerim basliyor, bu donem ders vermemis oldugum icin kendimi kopmus hissediyordum, tekrar "hoca" moduna girmek biraz zamanimi alacak gibi...

Kerem ise tehlikenin doruklarinda yasiyor bu aralar. Artik kendi kendine donmeyi hem sirtustunden yuzuste, hem yuzustunden sirtuste, ve kendi etrafinda dondugu ve tirtil misali hareketlenmeye basladigi icin cok guvenli bir yerde olduguna emin olmadan yalniz birakmaya gelmiyor pek. Yine her daim ilgi istemeye devam ediyor, yerde birkac dakika oynadiktan sonra mizildanmaya basliyor anne-baba kucagi icin. Ama bunlari hep gulumseyerek yaptirdigi icin biz de bu duruma severek katlaniyoruz. Artik abisiyle de cok daha interaktif durumda. Abisi de cesitli hareketlerle onu gulduruyor. Bir de siki siki sarilmasa iyi olacak ama Kerem bu durumdan pek de sikayetci gorunmuyor.

Kerem icin anne sutune devam ediyoruz, arada bir iki bebekler icin pirinc cereali ve pure sebze meyveyle baslamak istedik ama su anda Kerem pek ilgili degil anne sutu disindaki yiyeceklere. Bakalim ne zaman tam olarak baslayacagiz....

Selimimiz 4 yasinda!


Bugun 5 Ocak 2010 itibariyle ilk goz agrimiz Selim canimiz 4 yasini doldurmus bulunuyor. Sabah onun dogum gununu kutlayip yanaklarindan operken gozlerimin dolmasina engel olamadim. Onun dogumunun ustunden 4 koca sene gecmesine ragmen dogumunu herseyiyle hatirliyorum.
Kerem'in su bebeklik gunlerinde donup donup animsiyoruz Selimimizi; ister istemez Selim de boyle miydi, sunu ne zaman yapmisti, boyle mi gulmustu vs. diye donup bakiyoruz geriye.
Ilklerin hep ayri bir yeri vardir ya Selim de ayri bir ozel bu anlamda. Hem maddi hem de manevi anlamda zorlu donemimizde geldi Selim evimize. Sebo da ben de doktoralarimizin en yogun donemindeydik. Ama onun gelisinin de bereketiyle gercekten hizlandi calismalarimiz ve bir bebekle olmanin zorluklarinin yaninde kendi islerimiz daha da kolaylasti, bizler daha bir verimli olduk sanki. Bunda Selim'in kolay bir bebek olmasinin da payi buyuk.
Allah dagina gore kar verir derler ya, Selim de oyle uslu bir bebek oldu. Sebepsiz aglamalar, kolik vs gibi problemlerle hic karsilasmadik.
Genel olarak da kolay bir bebek/cocukluk donemi yasadik, biberon, emzik gibi bagimliliklari olmadi, memeyi de dogal akisinda birakti. 22-23 ay kadar da anne sutu ile beslendigi icin ilk dogdugu zamanki hastaligi ve krese gittigi donemler disinda hastalik da gormedik pek.
Ozet olarak Selim masallah seker gibi bir ilk yasatti bize, hatta zaman zaman soylerdim selim citalari yuksege koydu diye.
Insan elbette cocuklarini farkli bir seviyor ve Selimcigimize olan sevgimizin boyutunu kelimelere dokerek anlatamiyor insan. Sadece o guzel duygular kah yuzumuzu gulumsetiyor, kah gozlerimizi yasartiyor. Ama ozeti tarifi imkansiz bir sevgi...

Sarkida diyor ya gunlerin getirdigi mutluluk olsun sana diye, biz de Selimcigimizin yuzunden o tatli gulumsemesi buyudukce hic eksilmesin, hep mutlu olsun diyoruz.

Seni cok seviyoruz oglusum, iyi ki varsin, iyi ki bize emanetsin...
1 Ocak 2010 Cuma

Yeni yil yazisi...

Asagidaki yaziya dun baslamistim, bugun bitirdim... Bu da benim iki gunluk yeni yil yazim olsun :)