Pages

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Yaz 2010

Bu yaz burada cok sicak geciyor.
Aslinda bu yil, bu yaz Istanbul'un nemli sicaklarina benzedi cokca. Haziran basinda baslayan sicaklar bizi hala birakmadi. Zaman zaman sahsen sikayetci olsam da itiraf ediyorum ki dikmekte biraz gec kaldigimiz domateslerimizin kirmizilasmasi icin sicaklarin devam etmesini istiyorum...

Bu yaz tasindigimiz ve tasinmanin getirdigi pekcok kucuklu buyuklu isten dolayi buradaydik. Ne Turkiye'de ne de burada tatil yapma imkanimiz oldu. Tatili evimizde kucuk molalarla bahcemizde ya da Boston civarindaki cesitli plajlara giderek yapiyoruz.
Plajlardan favorimiz Nahant plaji. Ozellikle ince ve guzel kumu ve hemen derinlesmeden cocuklarin oynamasina firsat veren denizi -buralarin deyimiyle okyanusu-  sebebiyle bazen trafik olsa da genelde ilk tercihimiz oluyor.

Nahant Plaji'ndan bir gorunum.  Atlas okyanusu sularina bakan evler esliginde...



******

Selim zaten su kusu, suyu, havuzu, banyoyu, denizi cok seviyor. Kerem de banyodan gelen su sevgisini hic korkusuz bir sekilde denize tasidi, yalniz kumlari agzina goturmese daha bir keyifli olacak plaj maceralarimiz.

Ozellikle gunes isinlari korkusundan cocuklara bol koruyucu gunes kremi surmeyi ve ozellikle ogleden sonra 3'den sonra gunese cikarma konusuna dikkat ediyorum. Bunun disinda plajda ozgurce oynamalarini izlemek hosuma gidiyor.

Zaman zaman aklima geliyor kendi cocuklugumdaki deniz ve plaj askim. Yalniz animsiyorum da eskiden gunesten korunma bilinci pek yoktu galiba. Her sene ilk denize gidisimizde bol bol yandigimi -ozellikle olmasa da- bu yaniklarin su topladigini, acidigini, kasindigini animsiyorum. Simdi ise gunduz disariya cikarken bile gunes korumali kremler surmeyi ihmal etmiyoruz. Umarim ileride gecmiste bol gunes isinlarina maruz kalmaktan kaynaklanan sorunlar cikmaz. Cok benlerim de oldugu icin zaman zaman boyle endiseler tasiyorum icimde.
30 Temmuz 2010 Cuma

yazmadigim zamanlar

niye boyle yaptim bilmiyorum.
bazen yogunluktan bazen de miskinlikten ve bazen de belki de hic canimin istemeyisinden biraktim blog yazmayi ve okumayi bu aralar.
oysa ki yazmak iyi geliyordu bana.
yazmak ve paylasmak...
yazmayinca daha yanliz hissettim kendimi.

yalnizca bu da degil elbette... bir de unutulmamasi gerekenler var, zaman geciyor, yasananlar yasaniyor ve bir kenera yazmayinca unutulmaya yuz tutuyor yasananlar. ozellikle de Selim ve Kerem'le yasananlar.

Dun ikinci defa Kerem'in agzindan bocek cikinca, 'tam blogluk bir olay' diye gecirdim aklimdan. ve 'en azindan bunu yazmaliyim' dedim Sebo'ya. Evet, en sonda yazmam gerekeni simdi yaziyorum: Kerem bocek yiyiyor!!!
Dun iki tane ugur bocegi kabugu cikti agzindan, herhalde govdelerini yedi :))), daha once de ben yerden baska bir bocek alip yedigini gormus son anda cikartmistim agzindan.
Simdi o buldugunu agzina atma caginda ya, bu "buldugunu" olayini abartti zannediyorum.

Bu yazmadigimiz surede ne yaptik?
Oncelikle hayatimizdaki buyuk olay olarak tasindik. Bu arada ABD'de ev bulmak, ve alabilmek- almak demiyorum, zira evi begenseniz de acik arttirma gibi bir durumdan gectiginiz icin begendiginiz evi alamama durumunuz olabiliyor- konusunda ayri bir post yazmaliyim, ev almanin a'dan z'si gibi bir baslik da iyi durur hani ;).
yeni evimize gectik, yaz doneminde olmanin verdigi luksle her gun bir eksik gedik tamamliyoruz. Bunlari tamamlarken yeni seyler de ogreniyoruz, boya yapmak, musluk degistirmek gibi. Ben ozellikle boya yapmayi sevdim, onumde Selim ve Kerem'in odalarini acik maviye boyama projesi var ornegin ;)

Yeni eve tasinma, eve esya alma, cocuklarla ilgilenme, konulari yetmezmis gibi bir de online mba dersi veriyorum bir tane, onu ustume aldim, bu nedenle bu yaz icinde iki kere michigan'a gitmem gerekti. bir gidisi haziran sonunda yapmistim, onumuzdeki hafta hic istemeyerek tekrar gidecegim. istemiyorum cunku ozellikle hala emerek uyuyan Kerem'i huzursuz etmek istemiyorum.

Evimizin bahcesine tasinir tasinmaz domates ektik, simdi henuz yesil olan domateslerimizin kirmiziya donmesini sabirsizlikla bekliyoruz, neyse ki havalar baya sicak gidiyor bu yaz ve bolca organik domates yiyecek olmayi ve belki de Esra'nin tarifiyle domates salcasi bile yapabilirim, umitliyim ;)

Bu arada son iki haftadir Kerem beyimiz guzelce yurumege basladi. Ha yurudu yuruyecek derken sonunda cesareti buldu kendinde, simdi ise hizli ve paytak adimlar atiyor Kerem canimiz.

Selim canimiz iyice kendi halinde bir abi havasina girdi. kendi istekleri, begenileri, arkadaslari var artik. Cok arkadas canlisi, her gittigi herde hemen bir arkadas ediniyor ve sahipleniyor. Bu durum bazen benim hosuma gitmese de- cunku park vb gibi public yerlerde cocuklar dolayisiyla bende baya bir "anne"yle iliskiye girmek zorunda kaliyorum ki bu pek de favorim olan birsey degil ;)

Cidden yazacak cok sey birikmis ancak ben hem degisen blogger'a bir goz atmak, hem de bazi settingleri degistirmek amaciyla simdilik "kisa" bir sureligine buradan ayriliyor ve sizi bu aralar resim cektirmekten hoslanmayan Selim ve oyuncu Kerem'le basbasa birakiyorum ;).


*****