Pages

10 Nisan 2011 Pazar

simdi, su anda...

simdi, su anda ingiltere, reading'teyim... ilk defa yurtdisina ciktigim bu ulkeye, 17 yil sonra tekrar ayak bastim... 17 yil oncesinden farkli olarak bu sefer bu ulkeyi sevmeme neden olan ulkenin kendisi degil birlikte oldugum insanlar, cok degerli arkadaslar oldu, onlara tekrar tesekkur ediyorum...
reading'teki universitede, 17 yil oncesinde oldugu gibi bir universite yurdunda kaliyorum. yurt kokusu 17 yil oncesinin aynisi.
17 yil oncesinden farkli olarak odamda kendime ait bir bilgisayarim ve internetim var, bu sayede evimle konustum biraz once. Miniklerimi cok ozledim, yine 17 yil oncesinden farkli olarak...
***
simdi tembelligi birakip yarinki sunumum icin calismam lazim, evet, yine 17 yil oncesinden farkli olarak ;)
yarin icin bana basarilar dilemeyi unutmayin lutfen!
7 Nisan 2011 Perşembe

Yine kisa kisa...

Bizim universitede donem sonuna yaklasiyoruz, donem sonuna gelince ogrencileri bir not telasidir  aliyor ki sormayin, hergune mutlaka bir not sorusu emaili aliyorum ogrencilerden, gicik bir durum. Bu donemki ogrencileri gectim, gecmis donemlerden de email atip "ekstra odev yapip da sizin dersten notumu yukseltebilir miyim?" emailleri ise en gicigi...
Sahsen universitede kendim degil not sormayi hocayla konusmaktan bile titreyip korktugum icin midir nedir bu not soran ogrencilere ayri bir gicik oluyorum, ne yapayim?
Bir makalem haziran ayinda Japonya'da olacak bir konferansa kabul aldi, hem Japnya vize de istemiyor bizlerden ancak ve ancak serde radyasyon korkusu var, %98 gitmeyecegim. Radyasyon konulari kucuklugumde bolca bahsi gecen Cernobil, radyasyonlu caylar anilarina goturdu beni. Cocukluk zihnime cok kotu islemisti radyasyon benim.
Ne diyordum? Evet, donem sonu yogunlugu var bu aralar is cenabinda.
*** *** ***
Ev cenabinda ise asayis berkemal.
Selim okuluna kaydoldu dun itibariyle, hayirli olsun cumlemize :))) Kendisinde de basladi yavas yavas yeni bir okula baslamanin heyecani, hos daha eylul'e cok var ama bu kayit konusu cokca gectigi icin bu aralar evde, o da heyecandan konunun bas aktoru olarak nasibini aldi. Inanamiyorum oglum buyuyor! -bu aslinda kocaman bir yazi konusu olabilir, olmali da, su telaseler bir gecsin ;)-
Kerem hergun ayri bir kelime ve davranis ekliyor repartuarina. Aslinda gulmemiz gereken ama komik oldugu icin ister istemez guldugumuz hareketleri var; bir seye kizdigi, istemedigi birseyi yaptigimiz zaman tukurmesi gibi -bunu yazmistim galiba once ama olsun, devam ediyor tukurme durumu :)))-. Evde merdivenlerde emniyet kapisi var, merdivenden inmek isteyince "dikkat, dikkat"  ya da "dedeeeee" diye bagirmasi da ayri bir hosluk.
Ama en buyuk konu hala gece emiyor olmasi ve "anneeee, anneee" diye bagirarak istemesi. Simdi dort gece yokum, ne yapacak Kerem'im diye dusunmekteyim kara kara.

Yillar sonra tekrar Ingiltere'ye gidecek olmak heyecan uyandirsa da minnoslarimi ardimda birakiyor olmak cok dusunduruyor, bir o kadar da uzuyor beni. Selim yine anliyor, ama Kerem ne yapar bilmiyorum. Selim gecen gun bir fotografmi istedi benden, ne yapacaksin diye sordugumda, "sen yokken, ozlerim ben seni, ozleyince de fotografina bakarim" diye acikladi canim benim, cok duygulandim... Yarin aksam yola cikiyorum, cabucak gidip geleyim, oyle degil mi?

Gecen cuma yagan uc-bes cm'lik kardan sonra, havalar isinmaya basladi, dun 8 derecenin tadini cikardik, bugun de 7 derece ile mutlu olduk! Haftasonu 10 derece ve ustu olacakmis, ben yakalayamayacagim ama cocuklar en azindan bahce keyfi surerler diye seviniyorum. Cocuklar da bu uzun suren kistan cok sikildilar bu sene, Selim devamli ne zaman yaz gelecek diye soruyor, evin icine tikilmak ayri bir sikti onu da.

Bahce icin soyle birsey aldik, bakalim Sebo ile babam monte edebilirlerse cocuklar icin iyi bir oyalanma olacagini dusunuyorum. Bakalim, yapabilirler umarim.
Yazin buyuk ihtimalle yine Turkiye'ye gidemeyecegiz gibi gorunuyor. Buna en cok uzulen Selim oldu, bakalim belki planlar degisir, zira bizim planlarimizi son anda degistirme gibi bir huyumuz var, iyi mi kotu mu bilmem.
4 Nisan 2011 Pazartesi

yeni tarifler arayanlara...

Bu haftasonu gordugum  bu yazida degisik bir tariften bahsediyordu. Eger degisik bir tarif arayanlardansaniz boyle birsey yapmayi deneyebilirsiniz.
Aslinda klasik bir pay tarifi ancak tabanini icibostan (kimileri beze diye biliyor sanirim) yapiyorsunuz ve ustunu dilediginiz gibi dolduruyorsunuz. Linke tiklarsaniz resimler fikir verebilir.

Icibos ozellikle kucukken severek yedigim bir tatli oldugu icin cok hosuma gitti bunlar. Bugunlerde yapamam biliyorum, ama buraya not aliyorum, yakinda deneyecegim ;)

Iciboslu pastalar iste boyle gorunmekte, gerisi sizin hayal gucunuze kalmis durumda...



Not: Yok, boyle guzel fotograf cekemiyorum ben, zaten iyi bir fotograf makinem de yok -bir damla yas akar gozumden-, e hal boyle olunca fotolar da yaziyi okudugum yerden, The Wall Street Journal'dan alinmistir. (yazayim da telif melif olmasin, hak gecmesin kimseye, degil mi ama ;) )