Pages

31 Mart 2009 Salı

ne oradasin, ne burada; araf'tasin araf'ta!

Burada gunes yuzunu birazcik gostermeye gorsun, hani birazcik bahar gibi hissedilsin, benim de icim kipir kipir olup direk Turkiye ozlemim basgosterir. Uzaklarda yasamak boyle birsey iste, oyle bir an geliyor ki ne buradasin ne orada; fiziksel olarak buradasin, ruhun orada... Tam bir arafta olma durumu.
Bu hislerime sabah bahar gunesiyle birlikte arabada Yalin dinlememde etkili oldu. Bu cd'yi gecen haziranda Turkiye'ye gittigimde almis ve bol bol dinlemistim Ada'da (bizler genelde Kusadasina kisaca Ada deriz...) Dinlerken ruhen oralara uctum birden, kendimi okulun araba parkinda ne kadar hayalkirikligi yasadigimi varin siz dusunun...
Bu sarkida buradan guneye gider derken ben de kendimi denize dogru giden bir yolda goruyorum :).


Gule Gule - yalin


Bu "ne oradasin, ne burada" durumu ne zaman bitecek bakalim?

hissiyat: bugun anlasilacagi uzere dunden daha iyiyim, bunda hem dun biraz calismamin, hem bu sabahki gunesin, hem de Yalin'in etkisi oldugunu dusunuyorum ;)
30 Mart 2009 Pazartesi

Hissiyat, Selim, Ilk deneyimler...

Buyuuuk bir miskinlik ve belki de depresyon halindeyim. Nedeninin hayatimizdaki bazi belirsizlikler oldugunu dusunsem de cok tahmin de edemiyorum.
Canim yazmak, okumak, birseylerle -okul, ev, vs. ilgilenmek- dahi istemiyor. Kendimi zorluyorum rutin ev -okul isleri icin bile ve bu durumum elbette en cok Selim ve Sebo'yu etkiliyor ister istemez.
Bekliyorum gecsin gitsin diye bu ruh halim. Ama cozum beklemek mi, birseyler mi yapmak onu da bilmiyorum, paylasmak belki de.
Bir de bu halimle Selim'e iyi bir anne, karnimdaki bebege iyi bir ev sahipligi de yapamadigimi dusunuyorum. Depresyonda bir annenin kime faydasi dokunabilir ki? Doktora gitmek istemiyorum bu konuda, buradaki doktorlarin ozellikle klinikte cok basarisiz olduklarini dusununce doktora gidisimin buyuk bir vakit kaybi oldugunu dusunuyorum.
Velhasil, buralara ugrayamayisimin en buyuk nedeni bu. Istemedigimden degil, yapamadigimdan...
**** **** ****
Kendimi zorladigim anlardan birinde yuruyuse diye cikip sitemizdeki arkadasimin evine ugradik Selim'le gectigimiz cumartesi. Biraz onun evinde vakit gecirdikten hatta biraz gorunen gunesten faydalanmak icin bahcede oturduktan sonra cocuklari sinemaya goturelim dedik. Onun da 7 yasinda Arda adinda bir oglu var. Selim kendinden buyuklerle birlikte oldugunda buyuk cocuklarin yaptigi herseyi yapmak istiyor, yapmak icin sabaliyor kendisinin Arda'nin yari yasinda oldugunu unutarak...
Selim'in ilk sinema deneyimi olacagi icin biran bir suphe gecirdiysem de aklimdan gittik birlikte.
Selim, biraz gec girdigimiz icin coktan karanlik olan buyuk salona girince biraz urkup elime yapistiysa da once annesinin yaninda koltuga oturunca butun heyecanini atmis gibiydi. Sanki kirk yillik sinema izleyeni gibi bir yandan elindeki patlamis misirdan alip diger yandan ekrana bakisi gorulmeye degerdi cidden. En komik yani ise izledigi seye yuksek sesle yorumlar yapmasiydi :))). Sinema adabini ogretmeye calistik bir yandan da "shhht, sinemada kucuk sesle konusulur annecigim" diyerekten... Hos hic konusulmasa iyi olur ama 3.5 yasindaki bir cocuga da bu kadari fazla eziyet olur herhalde. Ornegin ya cisi gelirse ve sinemada konusulmaz diye soylemezse???
Ilk yarim saatten sonra uyuyakaldi Selimcigim. Boylece ilk sinema macerasi cok uzun olmasa da vukuatsiz tamamlanmis oldu.
***** **** ****
Haftasonunda altinin cizilmesi gereken bir diger nokta ise Selim'in su sozuydu:
Selim: nereye geldik babacigim
Babasi: suraya
Selim: suraya miii??? Yapma yaaaaa babacigim!!!!
(Yapma yaaa babacigim, vay canina! tarzinda bir kullanimda)
Gulumsetti ikimizi de :) ...!
17 Mart 2009 Salı

Bir not

Kucugum, minigim, bebegim;
Kac gundur icim icimi yiyordu senin hareketlerini fazla hissedemiyorum diye uzuluyordum kendi kendime. Hatta bundan yola cikarak acaba cok sessiz birsey mi olacaksin diye dusunmeye bile baslamisken biraz once ben bilgisayarin karsisinda iken oyle cok herket edip tekme attin ki karsimda bunu biryerlere not etmeliyim diye dusundum.
Demek "ben buradayim" demek icin yalniz kalmamizi bekledin.
Bu da guzel!

Hava-civa :-)

Bugun gece ucten beri gecmeyen bas agrim sabah uyandigimda da kendini iyiden iyiye hissettirince okula/ofise gitmemeye karar verdim. Bugun calismayi dusunuyordum oysa ki, belki evde de calisabilirim kimbilir???
Neyse ki Sebo kahvaltiyi hazirladi da birseyler atistirip ilac ictim hemen. Seboyla Selim'i gonderdikten sonra disarida cok sicak olmasa da gunesli olanin havanin etkisiyle arka bahceye acilan kapiyi actim sonuna kadar. Sicak degil fazla simdilik yandaki hava raporcusu kizimiz -bu kiza da bir isim bulmaliyim diye dusunuyorum- sicakligin 2C derece oldugunu gosteriyor. 10C'ye cikarsa ben de bir yuruyus yaparim diye dusunuyorum icimden. Havayla pazarlik boyle yapiliyor iste :)
Durdum... Ellerim klavyenin kenarinda bekliyorum oylece, zira ne yazacagimi unutmus vaziyetteyim. Yani ben bu yaziya neden basladim, simdiye dek yazdigim seyler niye bundan sonra ne yazacagimi cagristirmiyor bilemiyorum. Bu yazi pek de uzun surmeyecek anlasilan :)
Her neyse, disaridan su ordek mi kaz mi oldugunu her zaman karistirdigim hayvanlarin sesi geliyor. "Onlar da nereden cikti" diye sormayin ben de bilmiyorum. Soyle ki tatilden dondugumuz hafta sonu sabah kalkip asagiya indigimde perdeleri actigimda arka bahcede uc bes tane ordek/kaz oldugunu gordum. Once hala uyuyorum yol yorgunluguyla zannettim ama yok, orada oylece duruyor, yerlerde otlarin arasinda yiyecek birseyler ariyorlardi. Ben de nereden cikti bunlar diye dusundum, hala dusunuyorum :) O gun bugundur arka bahcemizde ordek/kazlar dolasiyor.
Burasi ilginc bir yer. Aslinda sehir merkezinde oturuyor sayiliriz ama yesilligin bozulmadi buyuk agaclarin oldugu bir yerlesim mekani burasi. Zaman zaman Sebo da ben de evimizin bazi eksikliklerinden yakinsak da oturdugumuz yer, yeri itibariyle -bu laf da bana hep Korfez savasi sirasinda simultane tercume yapan teyzeyi hatirlatir- seviyorum. Hatta birgun bir arkadasimla telefonda konusurken kocaman bir kus -ben diyeyim kartal, siz deyin sahin ya da baska birsey- yere dogru pike yapti ve yerde duran cizgili sincabi _chipmunk, amerikansincabi da deniyormus- kapti, agaclardan birinin dalina oturup ciyak ciyak sesleri arasinda yedi. Ben de bir elimde telefon agzim acik bir hayretle bu olayi izledim. Hattin diger ucundeki arkadasima olayi anlattigimda bana "kuzum, siz nerede oturuyorsunuz, ormanda falan mi?" diye sorusunu unutamiyorum :D. Ordek/kazlar da bunun bir uzantisi iste.
Gordunuz mu basagrisinin ardindan, evi de kendime ait bulmusken boyle de geyik yapma potansiyeline sahipmisim megerse. Lafi dolandirmadan yazimi noktaliyor, hepinize bol gunesli bir gun diliyorum!
15 Mart 2009 Pazar

Dikkat! Uzun bir yazi ;)

Boston'a doneli 9 gun oldu. Neredeyse bir haftalik tatilin ardindan gelen is gunleriyle birlikte neredeyse henuz kendimize gelebildik.
Bunda bugunku mukemmel otesi bahar havasinin da etkisi cok tabii ki. Umuyorum ki -hos gerceklesmeyecek ama- kis bitsin artik.
Tatilimizin en guzel olayi buradaki kar firtinasindan kacisimiz oldu herhalde. Bilmeden, guzel bir zamanlama olmus bizimki, Florida'da kar yoktu elbette; hatta bizim icin tam bir yaz havasi oldu diyebilirim.
Tatilimiz genelde guzel olmasina ragmen, Selim'in kucuk kazasi bizi uzdu. Kaldigimiz otelin kapisina parmagini sikistirinca, acilen doktora tasidik Selim'i. Sol elinin isaret parmagina iki kucuk dikis atildi.Florida'daki el uzmani, tatilde olusu ve yasinin kucuklugu sebebiyle kolunu sarmayi uygun gordugu icin Boston'a donunceye dek kolu sargili gezdi yavrusumuz.
Ve iste tatilden Selim kareleri:
Orlando bilim muzesinde fosil bulmaya calisan Selim


***

Diyetiyle gundeme gelen meshur Miami, South Beach


***

South Beach'de bir koca donlu :)


***

Orlando-Seaworld'deki balina gosterisi. Balinanin adi Shamu; gosteriden sonra herkesin sevgilisi oldu :)


***

Selim Shamu egiticisiyle birlikte


***

Orlando Disney World'e giris ve Selim'in "yasasin!!!" diye bagirdigi an :)


***

Bu kadar kalabalik olacagini hic mi hic tahmin etmemistik. Her yerde uzun siralar bekledi bizi. Ama icimizdeki cocuk ortaya cikmadi degil ;)


***

Pinokyo ve Selim bulusmasi. Selim cidden cok sasirdi once; sonra ise evde videosunu izledigi Pinokyo'yu gormekten cok mutlu oldu


***

The Magic Castle


***

Dondurma molasi


***

Gelecek Nascar surucumuzu gururle sunariz: Selim . Bu favori anlarindan birisiydi.


***

Ve Miki'yle bulusma, bunun icin neredeyse yarim saat sira bekledik...


***

Gun sonu, tatil sonu, ayrilik vakti


***

Tatil donusumuz bir hayli hizli oldu. Once Selim'i buradaki doktoruna goturmekle basladik ise. Elindeki sargiyi cikardi buradaki doktoru, hafta icinde dikisleri de alindi ama parmaginin bir sure daha sarili durmasi gerekiyor.
Selim'den sonra sira benim ultrasound randevuma geldi. Bu ani acikcasi heyecanla bekliyorduk. Oncelikle bebegin saglikli buyuyup buyumedigi konusundaydi endisemiz elbette.
Bu arada bir yorum, acikcasi kendimi Selim'e hamileligimde gosterdigim ilgiyi kardes bebege gostermedigim duygusuna kapilirken buluyorum sik sik. Bunun nedeni belki bir yandan ikinci kez hamilelik yasamanin verdigi rahatlik, bir yandan da onumde fiziksel ve duygusal olarak ilgi gosterdigim bir canlinin zaten var olmasi. Bu durum bazen sucluluk duygusuna kapilmama neden oluyor. Bunu doktorumla konustum, doktorum bunun sik rastlanir bir durum oldugunu, kendimi suclamamam gerektigini soyledi.
Ultrasound sonucunda cok sukur ki saglikla buyuyen bir bebegimiz oldugunu gorduk, umuyorum bu sekilde devam eder.
Bu arada hislerimde yanilmamisim, bir oglumuz daha oluyor. Evdeki kralice ari olma fikri kulaga hos geliyor dogrusu. Ancak, ilerleyen yillarda ne dusunurum bilmiyorum :))).
Asagida, Ultrasound randevumuzun bekleme odasinda, kardesini gorecek olmanin heyecaniyla bekleyen "Selim abi"miz. Tabii gorduklerinden pek memnun kaldigini soyleyemem. Yavrum, normal resimlerdeki gibi bir bebek gorecegini bekliyordu.
Selim'in kiyafeti Boston'a dondugumuzun kanitidir ;)

***

Gelelim hafta icindeki diger onemli olayimiza: Selim'in kresindeki resim sergisi! Acikcasi ben bu kadar organize bir sergi beklemiyordum, gorduklerimden ve Selim'in resimlerinden cok keyif aldigimi soylemeliyim.
Serginin ana temasi cocuklarla bir aydir calistiklari "geridonusum" idi. Bu sayede "reduce, reuse, recycle: 3R" (azalt, tekrar kullan, geri donustur diye cevirebiliriz sanirim) mottosunu iyice ogrendi Selim.
***

Selim ve sinif ogretmenlerinden Lisa


***

Sanatcimizin kendi portre calismasi


***

Sanatcimiz kameralara poz verirken: "cheese" demeyi ihmal etmiyoruz tabii ki ;)


***

Geridonusturulmus kagitlardan yaptiklari kolyeler


***

Sergi salonumuz, cocuklarin eserlerini gormeye gelen anne babalar, sergi molasinda kurabiye ve cukulatali sutle kendini odullendiren sanatcimiz






***

Ve bu bol fotolu yazimizi Selim'in bugunku sac kesimiyle kapatiyoruz. Buradan super bir is cikaran ailemizin berberi Sebo'ya sesleniyorum: ellerine saglik ;)