Pages

26 Şubat 2009 Perşembe

Tatildeyiz...



Biraz kemiklerimizi isitmak, biraz Selim'i eglendirmek, biraz dinlenmek ve kendimizi dinlemek amaciyla onumuzdeki bahar tatilini de firsat bilerek cumartesi gunu tatile cikiyoruz!

Anilarimizi dondugumuzde paylasmak uzere; hoscakalin...

***
Bu arada yandaki blog listeme birsey olmus, kayboldu nedense :((( ya ben simdi nasil tekrar hepsini yapacagim, ufff....
***

Bu arada bugun sanki hava 10 dereceleri gordu ya benim yandaki hava raporcusu kiz da soyunuverdi hemen. Ama dogruya dogru o kadar eksi derecelerden sonra insan tisortle ciksa ble usumuyor disarida :)
Ornegin ben su anda kapi pencere acik oturuyorum evde -yep, bugun gitmedim ofise!- . Sanki birden yaz havasina girdim!
Havalar cidden insani ne kadar cok etkiliyormus megerse...
Farketmeden biz de birazcik gunes gordugunde acilip sacilan Bostonlulara donduk galiba...
Modumuza uygun bir sarki da koyalim; son zamanlarda Selim ve ben pu parcayi acip dansetmeyi seviyoruz. Selim "take me awaaaay" kismini soyluyor :)

Pocketful of Sunshine - Natasha Bedingfield
24 Şubat 2009 Salı

iki film onerisi-bugune dek izlemediyseniz tabii

Bol filmli bir haftasonu oldu gectigimiz haftasonu.
Benim icin ilk defa -ayni anda bir yandan sikici ogrenci odevlerine baktigimdan olsa gerek- bastan sona oturup izledigim bir osc@r toreni olmasi bir yana cumartesi ve pazar gunu izledigimiz filmler de bu "filmli" haftasonuna katkida bulundu.
Iki tane guzel film izledik Sebo sunu ben de sunu secmistim, ikimizin secimlerini de begenerek izledik. Birkac sene oncesinin filmleri ancak ciktigi zamanlarda takip etme firsatimiz olmamisti.
Her iki filmde de yurek kaldirmayan, icinizi derinden burkan sahneler olsa da izlemeye deger filmler.
Bunun disinda bedensel degil ama ruhsal olarak yorgun oldugum bir haftasonu gecirdim. Ruhsal yorgunluklarimi genelde anlatmak istemiyorum geriye donup baktigimda icimi acitmasin diye.
Bu yorgunlugum kendimden cok Selim'in gecirdigi bir donemle ilgili. Cocukluga gecis bu aralar sancili oluyor. Anne-baba larak bazen ne yapacagimizi, nasil davranmamiz gerektigini bilmedigimiz durumlarla karsilasiyoruz. Anlayacaginiz hepbirlikte ogreniyor, buyuyoruz...
20 Şubat 2009 Cuma

yazacagim, yazacagim, derkeeeen...

Ustume yine "blog tembelligi" halleri cokmus durumda :(((. Ne zamandir "ha simdi yazayim, ha sonra yazayim, ha sunu da yazayim, ha bu fotoyu da ekleyeyim" deyip de bir yazamama durumu gelmis durumda ustume.
Zaman zaman oluyor boyle, bu gibi zamanlarda kabuguma mi cekiliyorum ne telefonlarima cevap veremiyor, arkadaslarimi arayamiyor, kendimi garip bir yogunluk ama bir de verimsizlik durumunda hissediyorum.
Yapmam gereken bir suru seyin basina oturuyor, birini bitirmeden oburune basliyor, en sonunda hicbirini bitirmeden ayni "to do" listesiyle kalakaliyorum.

Oysa ki ne zamandir bahsetmek istiyordum detayli bir sekilde:

Ayse'nin gectigimiz pazar gunu getirdigi guzel ciceklerinden



Selim'e "nihayet!" aldigimiz gozluklerinden



Gecen hafta agirladigimiz misafirlerden ve dolayisiyla ev temizleme ve yemek yapma maceralarimdan :)



Yine gecen pazartesi burada tatil olmasinin verdigi firsatla ciktigimiz alisveris cilginligindan -malesef fotosu namevcut :)-, bu arada meraklilari icin soylemeliyim, su herkesin delisi oldugu ve Turkiye'de ucuk mu ucuk fiyatlara satilan Coach marka cantalar burada kendi magazalarinda 100 dolarlik fiyatlariyle ayaklara dusmus durumda


Veee... Elbette odul icin Ayse'ye tesekkurumden ve benim odul verdigim -ehem kohem- bloglardan:



Bu odulu vermekte muhtemelen geciktim ve verecegim arkadaslar zaten coktan baska bloglardan odul aldiklari icin bloglarini ona gore guncellediler belki vs ama ben yine de sevdigim ve guncellendigi zaman merakla ne yazmis acaba? diyerek okudugum bloglardan Esra'ya (sen kesin aldin baska yerlerden ama :)), Ayse'ye (bilmem yazar misin bu aralar?), Ekmekcikiz hanimcigima, Curly'ye (sobelenmeyi seviyor musun emin degilim ama ?), Koyubeyazcigima (moral olur belki?), yeni yeni kesfettigim ve okumaktan keyif aldigim Funda'ya ve hemen hemen ayni zamanlarda doguracagimiz :))) Zumrutuanka'ya gonderiyorum...
Lutfen geliniz ve odulunuzu aliniz :).

Ha bir de kurallari var bu odulun -lutfen, blogger ciddi bir kurum, blogger olmak ayri bir sorumluluktur ;)-:
1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek (verdim, bkz yukarida ;))

2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek

3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek

Bilmem anlatabildim mi ?
13 Şubat 2009 Cuma

Origami kalpler

vahim durumdayim!!!
Tam 25 tane origami kalp yaptim!
Selim'in kres arkadaslarina ve ogretmenlerine! Malum sefkululer gunu ya onlar da kreste "arkadaslik gunu" kutlayacaklarmis. Kartlar getirin demislerdi her cocuk icin, ustunde "arkadasim oldugun icin tesekkurler" gibisinden bir yaziyla... ben de bugun mutlu cocuklar'da gorunce kart yazmak yerine her cocuga origami kalplerden yapmak istedim. Once renkli kagitlar ve yapistirmalar aldim -kizlar icin kelebek ve denizkizlari, erkekler icin arabalar :))) -.
Aksam evde hummali bir calisma vardi ben kalpleri yaptim, Selim ustlerine yapistirmalari yapistirdi. Arada "oyle yapistirma boyle yapistir", "aman oglum kalplerin bitmesini bekle" diye kavgalarimiz da oldu Selimle ama kalpleri bitirdik sonunda... Itiraf ediyorum bir- iki neyse ama oglum disinda hicbir kuvvet bana bu kadar cok origami kalp yaptiramazdi :)

Bakalim begenecekler mi?

10 Şubat 2009 Salı

Unutmadan...

Unutmadan yazayim:

Kardes bebegin kalp atislarini dinledim gectigimiz cuma gunu, 6 Subatti zannediyorum. Insan kalp atislarini duyunca tam anlamiyla icinde bir can tasidigini hissediyor.

Ayni gun bir de goz doktoruna gittim. 7 yasindan beri gozluk takmama ragmen ancak 30 yasinda kendime numarali bir gunes gozlugu yaptirma firsatim oldu; henuz gunes gozlugumu almadim.

Dun nihayet su filmi izledim. Begendim ama neden begendigimi bilmiyorum, tanimlayamiyorum.

Selim'in kres ogretmenlerinden biri evleniyor. Dugun hediyesi olarak arkadaslarindan ve ogrenci velilerinden aldiklari tariflerle bir "yemek kitabi" yapacaklar. Bunun icin hem kolay, hem de geleneksel bir "turkish" oldugunu dusundugum kirmizi mercimek corbasi tarifi yazdim ben de su siteden. Bir kere de mercimek koftesi yapmistim kresteki bir olay icin, onun da hazir ingilizceye cevrilmisini bu siteden yazdim, web adresini de vererek elbette...

Sicak hava dilegim yerine geliyor galiba yarin sifirin ustune cikacak ama umuyorum hafta sonundaki gibi ruzgar olmaz. O kadar ruzgarliydi ki hava 8-10 derece olmasina ragmen sifir gibi hissediliyordu ruzgardan dolayi.

Unutmadan yazayim dedigim birkac sey daha vardi, ama unuttum galiba...
9 Şubat 2009 Pazartesi

Sasirdimmm...

Bu sabah Selim'le rutin okula gelis yolculugumuzu yapiyoruz.
Her gunesli gunde oldugu gibi bugun de yolumuzun belli yerlerinde Selimcigimin gozune guzen geliyor. "Elinle kapat annecigim yuzunu" diyorum, kapatiyor, yolumuza devam ediyoruz...
Krese geldik, tam arabayi durdurdum, Selim'den soyle bir istek geldi:
"Annecigim bana gunes gozlugu alalim mi?"
Eeee, "tabii aliriz oglum" dedim ama icimden de sen nereden dusundun bunu diye dusunmeden de edemedim...
Anlayacaginiz "sasirdimmmm"...
8 Şubat 2009 Pazar

Gecenin sesleri

Yine saati sabahin 5'i ettim. Nasil mi? Calisarak elbette...
Yo, yooo sandiginiz gibi makale ustune falan degil, uyumaya calisarak gecirdim kocamaaaan bir geceyi. Bir de kislari gecelere uzun olur derler, hih hic de degil, geciverdi iste bu koca gece!
Bir korku halleri geliyor bana yalnizken, bir huzursuzluk... Sonra basliyorum etraftaki her sesi dinlemeye; kapi gicirtisi mi, ruzgar sesi mi, yan komsular mi? Her ses tek tek dinlenilecek... Yoksa nasil anlarim kapida biri mi var, eve biri mi girmeye calisiyor? Katil mi, sapik mi? Telefonum yanimda mi? Gercekten biri varsa hemen 911'i arayabili miyim? Ne oldugunu anlatabilecek kadar vaktim olur mu?
Bu dusuncelerle Selim'i yatagindan yanima aliyorum birsey olursa koruyabileyim diye...
Ilk defa yanliz kalmiyorum ama her gece ilk defa gibi bir korku, bir paniktir gidiyor.
Cok rahatsizim bu halimden.
Oysa boyle paranoya yapacak cok bir durum yok. Baya guvenli bir semtte yasiyoruz, kapilarimiz guvenli sayilir. Yine de pencereden girmek zor degil eve, aslinda yolu cok bulmak istenirse...
Ufff, kurtulmam lazim bu hallerden, ama nasil???
6 Şubat 2009 Cuma
havalar isinsin sicacik olsun,
gunes kemiklerimi isitsin
butun gun uyuyayim ve
kimsenin bana dokunmasin
ve saclarim uzasin
.
.
.
istiyorum!


COK MU???
4 Şubat 2009 Çarşamba

bir f@cebk faciasi :)))

Biraz once yasadim bu anlatacaklarimi hemen anlatayim sicak sicak unutmadan...
Baba tarafimdan cok fazla kuzene sahibim ben. Ve kuzenlerimden biri evlendi gectigimiz cumartesi. Cok sik degil ama arada sirada f@cebk'dan gorusuyoruz bazilariyla.
Iste kuzenim yeni evlendi diye ben mesaj attim ona, hayirli olsun, mutlu olmani dilerim tarzinda birseyler. Ve bu sabah email aldim ondan soyle:

Kuzen:
seni tanıyamadım sumuklu, kim olduğunu bana açılarsan sevinirim evlendiğimi hem nerden öğrendin anlıyamadım :S
Sumuklu: soylemiyceeeem...
Kuzen: ya söylesene sen beni nerden tanıyosun rica ediyorum ???
Sumuklu: ciddi misin sen?, cidden beni tanimiyor musun?
Kuzen: cidden tanımıyom tanısam neden bukadar ısrar edeyimki ??
Sumuklu: askolsun XYZ ya... kuzen dedik bagrimiza bastik... sen de tanimazsan kim tanisin ...
Hem senin balayinda olman gerek miyor mu ne isin var bilgisayar basinda???
hala tanimadin mi???
Kuzen: ya sen beni karıştırıyosun sanırsam senin kuzen nereliki ??
Sumuklu: XYZ bak kiziyorum ama >: |
sildiysen kuzenlikten bilelim yani... illa acik acik yazacak miyim ben ABC amcanin kiziyim diye!
Kuzen: ben daha henüz evlenmedim bile nişanlıyım sanırsam sen başkasıyla karıştırıyosun :S
Kuzen: bak sumuklu ben izmirli degil, yozgatlıyım sen beni kesin karıştırsın

Sumuklu, nasil yani??? diye dusunerek kuzenin sayfasina bakar ve DUMURRRRR olur, hic tanimadigi yabanci bir insan cikar karsisina :))))

Sumuklu: aaaaaaaaa resmininize baktim simdi ... tamamen farkli tamam karistirmisim kusura bakmayin....

Artik kuzen degil: hayır ne kusuru ama çok ısrarcı oldunki nerdeyse kabulenecektim artık senin kuzenin olmayı :))))))))))

Sumuklu: ehem, kohem....

Ve emaillesme sona erer...

Acayip guldum bu olayin arkasindan, ne kadar israrciymisim megerse farketmedim bile, yani yanlis olabilecegini aklima bile getirmiyor, karsimdakine kiziyorum bir de tanimadi yuh artik diye. Eeee bunda bunca sene uzakta olmanin da etkisi var.

Eh bre Sumuklu, bir baksana nedir ne degildir diye...

Her neyse dersime doneyim ben :P.
1 Şubat 2009 Pazar

Dun ve bugun

Sozum var, Selim'in ilk klasik muzik konser deneyimini yazmaya. Dun calistigim unuiversitenin muzik bolumunden uflemeli calgilar ve vurmali calgilar grubunun iki profesor onderliginde cocuklar icin hazirladiklari konsere gittik ailecek. Selim ilk once nereye gittigini pek anlamasa ve giriste yeni pembe panter filminin promosyonu icin verilen buyutecle daha cok ilgilense de konser baslayinca muzige olan ilgisi daha cok artti. Hos, arada yukselen seslerden dolayi kulaklarini bir kapayip bir acip kendince deneyler yaptigi da oldu ama sonucta konserden memnun ayrildik. Selim vurmali calgilari, ve yalnizca davul ve turevleri ile yapilan muzigi daha cok begendi. Ikinci bolum icin geldiklerinde "yine geldiler!" diyerek sevincini belirtti. Konser sonrasinda cocuklar icin her enstrumani yakindan tanimalari icin bir firsat vardi. Elbette biz davullarin yanina gittik :) .





Konserde daktilo gibi ilginc enstrumanlarin da kullanildigi bir eser vardi. Leroy Anderson'un "Daktilo"su gibi. Ornek icin suraya bakabilirsiniz. Bu da bizim konserden daktilolu muzik goruntusu:



Dun aksami ve bugunun buyuk bolumunu Selim yer yap-bozunu, tam anlamiyla pekcok kez yapip bozarak gecirdi :) . Bu arada belirtmis miydim, yeni trendimiz dinazorlar, dinazorlarin tum isimleri, ne yedikler ne yaptiklari biliniyor Selim bey tarafinca.

Bu yaparkenki halimiz:



Bu da bitirdim(!) sevinci:



*** *** ***

Bense bu haftasonu uzun zamandir yapmadigim bir yemegi denedim: mucver, kabak mucveri. Yalniz arastirsam da duzgun bir mucver tarifi bulamadigim icin kabak, havuc, sogan, nane, yumurta, un, karabiber ve tuzdan olusan kendi karisimimi yaptim. Once saglikli olsun diye firinda yapmayi dusunurken sonra "bi daha mi gelicez bu dunyaya... :)))" diyerekten kizarttim :))). Eh kizartma agir geldi tabii sonrasinda :)

Kardes bebekten haberler, bu aralar kardes bebegin hareketlerini hissediyorum sanki. Bazi doktorlara gore henuz erken sayilsa da, ozellikle yattigim ya da oturdugum zamanlarda icimde birseylerin kimildandigini hissediyorum. Belki de cok hareketli bir bebek olacak bilemiyorum. Hamilelik cok ozlenecek bir donem olmasa da icimde bebegin kipirdandigini -hele de sonraki donemlerde- hissetmeyi ozledigimi biliyordum. Hamileligin en guzel yani bu bence.