Pages

28 Mart 2008 Cuma

Yine havaalani muhabbeti...

Yine bir havaalani ve yine ben!
Geri donuyorum, vakit gecirmek icin yazi yaziyorum, Tampa havaalaninda internet ucretsiz neyse ki ;)
Dun gecirdigim yorucu gunun ardindan kendimi odama attigimda agridan catlayan basimi dindirmek -hos banyo yapmak, ya da dus almak icin bana bahane gerekmiyor- icin banyoya attim kendimi. Kaynar suyun altinda, kadinlara ait bir ozellik midir kaynar suda yikanmak?, dururken oylece yorgunluk falan dinlemeden cesitli banyo anilarim geldi aklima.
Kucuklukten beri, sulari, denizi, banyoyu, yikanmayi cok seven bir kisi olarak bu konuda pek cok ani da biriktirdim.
Sanirim ben 8-9 yasina gelinceye kadar siklikla gittigimiz tatil mekanlarindan biri Izmir'e bagli olan Cesmealti idi. Burasiyla ilgili animsadigim en onemli seylerden biri su resimdeki adalardan soldakine dumduz baktigimda yuzen bir balinaya benzemesi nedeniyle "Balik ada" ismi vermem, birgun kiyidan balikadaya kadar gidip gelme planlarimin olmasi ve annemin anlattigi dus alma animdir.
Banyo-dus anisi dedik ya, Cesmealti plajinda denizden sonra dus alinabilen kapali kabinler vardi -o zamanlar-. Gunlerden bir gun annem olan bitenden habersiz dus alma sirasina girmis. Siradayken 5 dk, 10 dk gecmis kabinin icerisinden su sesi gelmeye devam ediyor, annemin arkasindaki sira uzamis, kadinlar homurdanmaya iceridekinin ne kadar dusuncesiz oldugunu yuksek sesle konusmaya, ofleyip puflemeye baslamislar. Iceriden vurdumduymaz sekilde su sesi gelmeye devam ededursun annem sinirlenim kabinin kapisina vurmus hizlica, cimiyormusunuz bayan diye. Iceriden yine ses gelmemis. Kadinlar iyice bikip tam gorevliyi cagiracaklari sirada kabinin kapisi yavasca aralanmis ve iceriden vucudu ve saclari havlulara sarili beklediklerinin aksine kucuk bir kiz cikmis. Ciktiginda da "cok mu beklediniz hanimlar?" diye sormus yuzsuzce. Iste bu ben'misim :))). Ve gayet sakin olay yerinden uzaklasirken anneme "sen de mi siradaydin?" diye sormusum.
Annem ne oldugunu sasirmis, saatlerce bekledigine mi yanisin, siradaki kadinlara mahcup olusuna mi, hani iceriden kizi cikti ya, o zamana kadar benim iceride olabilecegimi tahmin edemeyesine mi...
***
Yazlik muhabbetine katilanlar bilirler: yazliklarda ogleden sonra herkesin denizden geldigi, dusunu aldigi, sonrasinda verandalarda oturulup komuslarla birlikte cay icildigi aksamustleri vardir.
Bizim yazligin bu aksamustu gelenenegine en son katilan kisi sumuklubocektir. Nedeni de deniz sonrasi dus alma olayini bir turlu bitiremeyesidir. Bu konu komsular arasinda bir konu olup her daim komsular benim banyoda ne yaptigimi merak eder olmuslardir. Rivayetler daha cok her banyoda kirklandigima dair gelismis olup, banyoda neler yaptigima hicbir zaman aciklik getirmemisimdir.
***
Iste boyle, sanirim bu su sevgim oglusuma bir genetik miras olarak kaldi ki onu yaptigi birseyden vazgecirmek icin hadi banyoya gidelim demem yeterli oluyor. Banyoda sularla oynamaktan o da buyuk bir keyif aliyor.
Asagiya Selim'in banyoda oynarken bir resmini koyacaktim ancak bu bilgisayarimda olmadigini kesfettim. Selim bu aralar M&M'lere takmis durumda, sevdigi baska bir seyler resmini koyayim dedim ;)


26 Mart 2008 Çarşamba

Bir yolculuk anisi

Garip bir durum…
Kendimi bir an yaslilar evinde hissettim. Yillardir universite ortaminda olunca pek siklikla gormedigim yaslilar sanki birikmis de bugun karsima cikmis gibi.
Bir konferans icin Florida, Tampa yolundayim. Ucagin bekleme salonunun cogunlugunu 65-70lerinde olan bayan yolcular doldurmus durumda. Belki de bir yaslilar grubunun gezisi var o tarafa, bilmiyorum ama garip hisler icindeyim, sanki kadinlarda kendi gelecegimi goruyorum.
30’lu yaslar sendromu biraz da bu olsa gerek, olasi gelecek yillari daha cok dusunur oluyor insan zaman zaman. Buna bir de kirisiklik onleyi kremler almaya basladigimi soylesem, bilmem siz ne dusunursunuz?
***
Herneyse, yolculugumu dusuneyim ben simdi. Bu havaalaninda ucretsiz internet servisi oldugunu dusunup seviniyordum icten ice ancak dusuncelerim bos cikti; limitli bir servis var, diger alanlara girmek icin ucret odemek durumundasaniz. Sadece en fazla 40 dk kadar bu bekleme salonunda olacagim icin odemeye degmeyecegini dusunuyorum. Bu nedenle bu yazimi internet baglantim oldugu en yakin zamanda yayinlayacagim.
Siklikla is gorusmelerine gittigim gecen sonbaharda ayni duygulari pek yasamamistim ancak bu sefer Selim’den ve Sebo’dan ayrilisim bir baska zor oldu. Insan gun gectikce yavrusuna daha cok baglaniyor demek ki; 9 aylikken ayrildigim zamanlardan cok daha huzunlu hissediyorum kendimi. Sadece iki gecelik bir ayrilik bu oysa ki…
Sebo ise dondugum gecenin ertesi gunu askere gitmek icin Turkiye yollarinda olacak. Ister istemez kendimizi koskoca kitada terkedilmis hissedecegimi dusunuyorum simdiden. Belki gunlerin yogunlugu ve aslinda bu askerlik suresinin kisa olusu, ve hatta Sebo’nun kuzeninin bu surede bizimle olusu bunlari dusunmeye firsat birakmayacak ama simdilik boyle bir huzun basti icimi. Ve bu nedenle sicak oldugunu umit ettigim Florida’nin tadini cikaramayacagim belki de….
Oysa ki cok sevdigim halde uzun suren bu soguktan bikmis –ah insanoglu, doyumsuz insanoglu!-, kisa bir sureligine de olsa kemiklerimi isitmayi duslemistim.
Uzun yolculuk uzmani oldum artik (bu ucus da yaklasik uc bucuk saat, eh uzun sayilir) yanimda birkac makale, bir dergi, bir kitap ve not verilecek ogrenci odevleri var., araya biraz da uyku sikistirabilirsem pek de sikici bir ucus olmayacagini dusunuyorum.
Anons yapilmaya baslandi, hadi ben gidiyorum!
***
(Yaklasik 5 saat sonra)
Hele sukur ki otelime ulastim. Aldigim onlemlere karsin itiraf etmeliyim ki sikici bir yolculuk gecirdim ☹. Burasi bekledigim gibi sicak, yesillik ve guzel. Soguk havadan belki de Boston’da duyamadigim deniz kokusunu burada heryerde duyabiliyorum, bu ozellik burayi guzel bulmama yetecek birsey.
Oglusumu ve Sebo’yu simdiden cok ozledim.
Ayriligin huznunun yerini huzunle birlikte yorgunluk ve aclik aldi (malesef ben her kosulda acligini unutamayan tiplerdenim ☹).
Aksam ne yasam diye dusunuyorum.
Bu aksam odamdan disariya adim atmaya niyetim yok, zira yarin zaten yogun bir gun olacak.
Ilk etapta bu otelin yaz tatili icin aileyle gelinebilecek bir yer oldugu izlenimini edindim. Odalarda ayri bir bolumde salon ve kucuk capli bir mutfak var: buzdolabi, mikrodalga. Kisacasi cocukla cok rahat edilebilecek biryer, listemize koyalim ;).
Ben ne yapiyorum?
Gunluk degil anlik bir blog yazisi yazmaya basladiginizda bu yaziyi bitirmenin zamani gelmistir efendim. Yoksa korkarim ki yazdiklarim cok sikici detaylara kadar inmege baslayacak. Bu duruma donmeden yazilar, ben kaciyorum, kaciyorum, kaaaaac-tim!
***
Iste yummy yummy yemegim :)

25 Mart 2008 Salı

Bir video daha :)))



Havaalanlarinda cocuklara yonelik yerler olmasi cok guzel birsey. Daha dogrusu hayati kolaylastiran bir olay. Uzun suren bir ucak yolculuguna cikarken isteyeceginiz en son seylerden biri henuz havaalanindayken eziyetli bir seyahate adim atmaniz. Hos boyle bir durumu onlemek icin elinizden geleni yapmis ve yaniniza gerekli oyalama malzemelerini almissinizdir ama tum bunlarin daha havaalaninda tukenmesi isteyeceginiz en son seylerden birisidir. Biz genelde Selim'in sorumlulugundaki cantasina sevdigi birkac kitap, birkac araba, krakerler, meyve suyu, boya kalemleri, bos kagitlar ya da defter gibi malzemeleri dolduruyoruz (Not: iki yasindaki bir bebek-cocukla (toddler icin bu karsilik oluyor, tesekkurler Esra :)) yolculuga cikarken yaniniza alinacaklar (1)). Doldurmamiz da yine Selim'le birlikte hangi arabani alacaksin, hangi kitabi, su mu bu mu seklinde secenekler vererek oluyor. Henuz pasaport gibi onemli belgeleri onun sorumluluguna vermiyoruz tabii ki :))).
Boston Logan uluslararasi havaalanindaki cocuklara ayrilmis bu yer Selim'i uzun sure oyaladi gecen Turkiye'ye gidisimiz oncesi. Neyse ki aktarma yaptigimiz charles de gaulle havaalaninda da kucuk capta cocuk oyun yerleri vardi. Boylelikle stres, yorgunluk, ve kendi bildigi mekanda olmamanin verdigi rahatsizlikla miniginizin hem sizi hem de kendini bunaltabilecegi bir yolculuk cok daha zahmetsiz hale geldi.


Boston'da ayrilirken



CDG havaalaninda





(1) Bunlar Selim'in cantasindakiler. Elbette ebeveynlerin cantasinda ekstra bir -uzun yolculuklarda iki- set kiyafet, bez, mutlaka ve mutlaka bol miktarda islak mendiller. Kendiniz icin gerekenleri saymiyorum elbette :).
24 Mart 2008 Pazartesi

Merhaba!



Selim'le cekildigimiz bir video ile baslayalim bu yeni blogumuzdaki yeni yazimiza.
Bugun Selim'in krese gitmedigi ve benim onunla kaldigim gunlerden biriydi. Onunlayken insanin gunu baska bir dolu geciyor. Birlikte kaldigimiz sure boyunca oynuyor, sarki soyluyor- dansediyor, kitap okuyor, banyo yapiyor, bagirisiyor, uyuyor, birseyler yiyor, tekrar oynuyor, gulusuyor, aglasiyor derken bir gun boyunca herseyi yasiyoruz. Bugun her ne kadar hadi uyusun da yapmam gereken arastirma yazisi hakemligi islerini biraz yapayim diye gozunun icine baktiysam, onu yorucu oyunlar oynadiysam, jimnastik yaptirdiysam ve ustune bir de guzel kopuk banyosuna koyduysam da yok, uyutamadim... Uyusun diye birlikte yattigimiz yatakta gozu kapali anne uyudu numaralarim hep Selim'in annecicim diyerek beni opup kaldirmasi ve benim kikirdememle son buldu. Bu arada Selim beni her sabah operek uyandiriyor. Hic uyanmak istemesem de sirf o optu, aman vazgecmesin bu aliskanligindan diye zorlaaa da olsa kalkiyorum.

Selim'in banyodan sonra bebe yagi surulmeden onceki hali



Aslinda hic bebe yagi ya da krem vs. gibi urunler kullanmadik Selim icin simdiye dek -elbette pisik kremleri haric-. Ancak kis ayinin da etkisiyle ozellikle kollari ve bacaklarinin kurudugunu farkediyorum. Bu da yetmezmis gibi su sevgisi sebebiyle hem banyoda cok zaman geciriyoruz hem de mutfakta su oynuyoruz. Ikincisi Selim'in yeni hobisi. Ben mutfakta birseyler yapar, birsey icmek ya da yemek icin gidersem Selim en sevimli halini takinip yanima gelip annecicim su, cucuk (kucuk), sandalye kelimelerini kullanip asagidaki pozisyonda suyla oynamak istedigini belirtiyor. Evet annecigim suyu az acmak sartiyla ve ben in dedigim zaman inmen sartiyla olabilir deyince iki elini yumruk yapip yukari kaldirip "yaaaayyy" (bizim dilde yasasiinnn'a denk gelen ancak kreste bu isin amerikancasini kaptigi icin yaaaayyy demesi daha kolay geliyor) diye sevinc cigligiyla sandalyenin yanina kosuyor. Ve sonucta maksimum yarim saat bu pozisyonda suyla oynuyor.



(Bu arada ustteki fotoda arka planda milk of magnesia ve natural fiber urunleri evimizdeki bir kisinin kalim bagirsak problemi oldugunu gosteriyor... Tamam, tamam Sebo'yu zanli olmaktan cikarip itiraf ediyorum, onlar bana ait, sorry :((( )

Bu niye ters yuklendi anlamadim?



Bugunku anne-ogul maceramiz tam benim sabrimin son dakikalarinda Selim'e "oglum kakamizi beze degil tuvalete yapiyoruz..." nidalarim arasinda Sebo'nun gelmesi ve sakince Selim'i uyutmasiyla son buldu. Benim o kadar ugrasip da yapamadigim isi Sebo tilsimli bir degnekle bitirdi.
Sonra da hakemlik islerimi yaptim. Bir konferans icin dort tane arastirma hakemligi vermislerdi ki kocaman bir "yuh" dedim ilk aldigimda. Birkac tanesini iptal eder misiniz tarzi kibar emailim, lutfen yapabilirseniz cok memnun oluruz gibi bir pasla geri donunce bende dort yazi elimde kalakaldim. Yazilarin biri cok iyi, biri cok kotu, diger ikisi ise kotuydu. Kotu olanlari okurken vakit kaybettigimi dusunerek kendime neden reddetmedim diyerek bir daha kizdim.

Bu da gecen cuma gunu olan kafayi vurma maceramizdan nahos bir ani :(((



Bu resimde arka plandakileri bilen var mi? ;)
23 Mart 2008 Pazar

Biz artik...

Biz artik BURADA olacagiz.
Okumak icin sumukluyeposta@gmail.com adresine email gonderebilirsiniz.

Biz artik...

Biz artik BURADA olacagiz.
Okumak icin sumukluyeposta@gmail.com adresine email gonderebilirsiniz.
22 Mart 2008 Cumartesi

Bir karar:

Efendim, simdi ben dusundum tasindim iki blog yazmamin ozellikle bu aralar birinden birinin ihmaline sebep olduguna vakif oldum. Bu nedenle sumuklubocek gunluklerinde kucuk sumukluden de bahsedecegim. Bu nedenle blogumu kayitli hale getiriyorum. Bizleri okumak isterseniz sumukluyeposta@gmail.com adresine email atabilirsiniz.
Bir ilk yapip neredeyse bir ayi hic yazi yazmadan gecirecegim saniyordum. Blog yazma zamanimin geldigini, daha dogrusu yazma ihtiyacimin beni cagirdigini etrafimdaki olaylara yaziyormus gibi baktigimda anliyorum. Bu daha cok herhangi bir dusunceyi, gozlemi icimden gecirirken cumleye nasil baslasam, arkasini nasil getirsem diye dusundugumde oluyor. Garip birsey bu, hani anlatilmaz yasanir dedirten cinsten.
***
Bu ay yine bizim acimizdan dusuncelerle dolu, dopdolu gecti. Yine bir Turkiye'ye donme firsati gecti elimize, bu sefer ciddi, cok ciddi dusunduk. Sonucta isin zorlu (belki de daha kolay) kismini secip burada kalmaya karar verdik. Bu arada yasadigimiz gel-gitlere hic girmiyorum elbette ama zorunluluk disinda bilgisayara el surmedigim gunler oldu bunlar.
***
Metroyla gidip gelmek cok yormaya basladi beni. Okul cebresindeki evlere bakmaya basladik.
***
Selim'le gunlerimiz renksiz gecmiyor hic. Bu aralar hergun bir vukuati oluyor. Ozellikle de o kafasinin hergun baska bir tarafini biryerlere carpiyor. Hos genelde hafif bir sekilde atlatiyor ancak dun dansederken kendi kendine gitti sandalyeye kotu bir sekilde carpti, bizi de cok korkuttu.
Yasinin getirdigi tantrumlari bir yada ikiser yasiyoruz mutlaka hergun.
***
Sebo askere gidiyor gelecek cumartesi. Uc haftalik sudan askerliklerden onunkisi -aman sudan dedigimi duymasin, cok ciddiye aliyor cunku bu askerlik isini :)))-.
Sonrasinda ben ve Selim tatil amacli gidiyoruz Turkiye'ye, anne simartilmasina cok ihtiyacim var dogrusu, simdilik bu gezimizi dort gozle bekliyorum.
***
Burada bahar yuzunu hala gosteremedi, nazli kizlari oynuyor hava. Hele o ruzgarlar hala nefesimizi kesmeye devam ediyor, gecen hafta yine kar yagisi bile vardi. Bahar ne zaman gelecek diye dusunmekten bikarak haftaya Florida'daki bir seminere katilmaya ve iliklerimi isitmaya karar verdim, bana cok iyi gelecek diye dusunuyorum.
***
Gecen gun otururken evimizin "kisisellesme"den mahrum oldugunu kesfettim. Evin hicbir kosesinde bana ait bir iz yok. Icimdeki kedi ruhu (bilmeyenler icin, kediler farkli bir yere tasindiklarinda, ya da yeni bir mekanda, kenara koseye kucuk kucuk iseyerek iz birakirlar) iz birakmaliyim diye beni durtukleyince ben de kucukken cok severek yaptigim hafe islerinden yapmaya karar verdim. Aslinda nakis yapmak istiyorum ama elimin pasini ancak etamin bezi ustune desenleri ve renkleri belirlenmis motifleri olan ve bu motifin ustunun nakislandigi kazir bez parcalarindan baslamak giderebilirdi ancak. Bu amacla Selim'in odasi icin suradaki kopek, balina, yildiz, ayicik gibi desenlerden, mutfak icin soyle bir desenden, ve neresi icin oldugunu bilmedigim ama severek isleyecegimi dusundugum su desenden siparis ettim. Akademik calismalarimdan, Selim'den ve diger kimliklerimden arta kalan zamanimi bu projeye ayirmak istiyorum. Gelecek projem ise oturma odamiz icin simdilik su tarz olabilecegini dusundugum yastiklardan islemek olacak. Bunlari secip siparis etmek bile beni mutlu etti.
***
Iste boyle sevgili gunluk, cok yakinda yine gorusmek uzere ;)