Pages

27 Aralık 2005 Salı

hastayim, hic keyfim yok :(((

Dun sabah bas gosteren bogaz agrisi, bugun hapsirik, oksuruk, sulu burun akintisi seklinde ne oldugunu gosterdi bana.
Bu sabahki doktor kontolumde,
Dr: aaa usuttun mu?!!
Sumuklu: evet usuttum... Bebegime birsey olur mu????
Dr: yok canim olmaz birsey
Sumuklu: ohh iyi o zaman...
(biraz dusunerek)
Sumuklu: ben kendimi kotu hissediyorum ama, yorgun, kirgin ve hastalikli :(
Dr: recetesiz satilan soguk alginligi gidericilerden al bakalim, gecmezse antibiyorik yazarim
Sumuklu: hmmmm, tamam :(
(icinden... yani simdi yazsan olmuyoo sanki!)
yok olmaz, yazmazlar... celiskiler dunyasi bir yandan vitamin ve cesitli ilaclarin reklami yapilir bangir bangir televizyonlarda diger yandan antibiyotik yazmamak icin bin dereden su getirilir.
Oyle ilaclara duskun bir insan degilim ama hamileligin yorgunluguna bir de bu soguk alginligi eklenince hepten kotu hissettim kendimi. Normalde oyle kolay kolay, kotuyum de demem, dedigime, bunu itiraf ettigime gore cidden kotuyum ben. Bir de korkum bugun yarin dogurursam, bu yorgunluka dogurmayi nasil becerecegim korkusu ve de bebegimin hasta bir anneyle karsi karsya olmasini istemiyorum elbette hepten sorun yani :(((
Annemler de gelecekler, birkac saat sonra alacagiz havaalanindan onlari. Oyle kotu bir modda da karsilamak istemiyorum ama hastayim iste n'apiiiim??? Onlar da uzulecek simdi iner inmez.
Hastalanmamin ilk ve tek sorumlusu bu Dallas'in kotu havasi iste :(. iki gun once hava 2-3 derece iken bugun oldu dun oldu 26 derece!!!. Bu kadar degisken havayi baska nerede gorurum bilmem ama yani cidden "beni bu havalar mahvetti".
Ufff, cok da sizlandim galiba ama keyifsizim, hastayim iste...
25 Aralık 2005 Pazar

only 18 days to go....


still pregnant... Posted by Picasa

O 18 gunu bir de bana sorun!!! Hamileligin son gunleri gecmek bilmiyor bir turlu. Bir yandan ailemize katilacak yeni bir bireyin heyecani, diger yandan son gunlerin getirdigi fiziksel va hatta ruhsal yorgunluk bu son gunleri dayanmasi zor bir hale getiriyor.
"Yavas yavs dogum icin hazirlaniyor vucudun" diyor doktor ama bu yavas yavas hali biraz hizlansa pek de fena olmayacak hani.
Garip birsey... tum bu beklentilerden dolayi dogumun olasi zorluklarini vs. icgudusel olarak unutuyor insan yalnizca bebegini eline alacagi gunu dunusunuyor ister istemez.
Bir de bir merak... "Acaba sancilar beni ne zaman yakalayacak" O sirada nerede, ne yapiyor olacagim?" meraki... Bu nedenle, guvenli bir yerde sancilara yakalanmak icin hareketlerimi de kisitladim su siralar, pek evden disari cikmiyor, evde geciriyorum zogu zamanimi. Hos, disariya ciksam da son birkac haftadir bebegin bacak sinirlerime baski yapmasi yuzunden yurumem de bir hayli sancili oluyor ama yine de insan bazen kendini sokaklara atmak istiyor iste.
Dogum icin cok fazla dusunmedim henuz ama sanirim epiduralli normal dogumu dusunecegim. Burada epidural kullanimi cok yaygin, doktorlar zaten normal dogumu tercih ediyorlar, sezeryana turkiyedekinin aksine cok ekstrem durumlarda musade ediyorlar, genel olaral ameliyat olarak goruyorlar sezeryani. Ben de normal dogum istiyorum ama once bu epidural isine uzak durmustum, dogum yaklastikca olabilir diye dusunuyorum simdi.
Salu gunu anne ve babam gelecekler, mutlu ve heyecanliyim gelecekleri icin, kendilerini ozlemem ve dort gozle beklemem yani sira, turkiyeden getirecekleri guzel seyleri de bekliyorum dort gozle. Ozellikle de bebisimize, pek cok akraba, es, dost hatta ilkokul ogretmenim bile birseyler yollamis, onlari bekliyorum bir de heyecanli bir sekilde.
Gecen hafta pazartesi gunu rahmin agzini kapatan sumuksu kapak (?- mucous plug dedikleri sey) dusmustu ve annem telefonda siki siki tembihliyordu "biz gelmeden dogurma sakin!!!" diye, annem gelmeden doguracagimi zannetmiyorum bu gidisle, bir hayli bekleyecegiz pasa bey'i gibi geliyor bana da bakalim, elbette en sagliklisi ne zaman olacaksa oyle olsun.
Ne yapayim, bana da daha da beklemek dusecek bakalim.
Hala hamile bir sekilde, bekliyorum, beklemedeyim...
24 Aralık 2005 Cumartesi

Kucuk bir mola... Sikildim iste n'apiiim????

You Belong in London

A little old fashioned, and a little modern.
A little traditional, and a little bit punk rock.
A unique woman like you needs a city that offers everything.
No wonder you and London will get along so well.
20 Aralık 2005 Salı

Happy Holidays...


buralarda esen Christmas havasindan bir kare... Posted by Picasa

miskin'lik....


"miskin"lik... Posted by Picasa

Bugunlerde bir miskin haller icindeyim, calismasina calisiyorum ama ruhum miskin... Yazmak bile gelmiyor icimden :(((
16 Aralık 2005 Cuma

uyku biraz uyku... tum istedigim buydu

Uykuya duskun bir insan olmadim hicbir zaman. Kucukken sabahlari altida kalkmalarimi animsiyorum. Cumartesi ya da pazar gunuyse eger tek yada topu topu cift kanalli gunlerimizde tv karsina oturur cizgi film izlemeye baslardim, anne ve babam bilmem kacinci uykularindayken. Sonra sikilir, ust kata anneannemlere cikar, once anneannemle dedemi uyandirir sonra da onlarla bir guzel ilk posta kahvaltimi yapardim. Ilk posta diyorum zira ikinci postayi anne ve babam uyandiginda sanki hic kahvalti yapmamais gibi onlarla sofraya oturdugumda yapardim :))) dolayisiyla az bucuk tombik bir cocuktum.
Sonralari bu erken kalkma aliskanligim devam etti hep. Ornagin istanbul'da yasadigim yillarda avrupa yakasindaki universitemde sabah 9 dersini yakalamak icin anadolu yakasindaki evimden saat 6'da cikmak icin uyanmak hic dokunmuyordu bana.
Ne zaman ise basladim uyku yasam sozlugume giriverdi iste, o gun bu gundur uyumak yasamimdaki oncelikler arasinda yer aliyor.
Ama bu siralar oyle saatlere bagli olmadigim halde, uyuyamiyorum pek, uyumak istiyorum oysa ki. Biricik'im aramiza katilmadan soyle doyasiya bir uykumu alsam diyorum. Ama nasil bir sorumluluktur ki bu, buyuyen -hatta simdilerde aynaya baktigimda patlayacakmis hissine kapildigim- karnim dolayisiyla bir turlu uygun uyku pozisyonumu yakalayamiyorum ben :(((. Sirt ustu yatiyordum uzun zamandir, ama bel agrisi basgostermeye basladi ne yazik ki, hatta oyle ki bazen yurumem bile agrili olabiliyor su siralar, yan yatsam sevgili bebesim, hemen kipirdanmaya basliyor, ben de onun rahatsiz oldugunu dusunerek pozisyon degistirmek zorunda kaliyorum ve pozisypn degistirme durumu sabaha kadar suruyor. Tahmin edilebilir ki boyle durumda sooooyle deriiiin bir uykudan sozetmek mumkun degil. Olsun, bebisim rahat olsun da gerisi cok onemli degil simdilik.
Aslinda bugune dek rahat bir hamileligim oldu, oyle bulanti, yorgunluk, heryerde uyma halleri falan hissetmedim pek, ama bu son ayda yavas yavas hamilelik yorgunlugu basgostermeye basladi iste. Bu sekilde doguma hazirlaniyor insan, oyle ki dogumu ister hale geliyor sanirim.
istiyorum tabii, biricik'imi saglikli bir sekilde kucaklamak, opup koklamak istiyorum.
Hadi ama cik oradan :))))
6 Aralık 2005 Salı

sumuklu'den...

Bugun bloguma baktigimda dort gundur yazmiyor oldugumu farkettim. Bu kadar ara vermek aslinda bir nevi kendimi ihmal ettigim dusuncesine itti beni. Kendimi ihmal ediyor gibi hissettim cunku bu online gunlugu yazdigim dakikalarda aslinda bir nevi kendimle konusuyor, icimdeki "ben"i dinliyorum. Yazmayinca ise iste bu icimdeki "ben" kenera itilmis, onemsenmemis hissediyor ister istemez.
Iste bugun bu duygularla oturdum bilgisayarin basina. Kendimi dinleme amacli, "ne istiyorsun sumuklu?" diye sormak icin...

Sumuklu bugunlerde cok sabirsiz. Bir yandan bebisinin karninda oldugu bu son anlarin kiymetini bilerek kendini calismaya vermek istiyor, bir yandan da dokuz ayin cok uzun bir donem oldugunu dusunerek, "hadi artik ciksa hani bu bebis" diye dusunuyor. Arada sirada gordugu ruyalarin da bu sabirsizlikta payi buyuk tabii. Gecenlerde okudugu bir yazida her hamilelikte bu tip ilginc ruyalarin goruldugunu ogrenince bozuldu biraz sumuklu "yoksa ben ozel degil miyim" diye ama bu tip benzerliklerin bir yandan da herseyin normal seyrinde gittigine isaret ettigini dusunup rahatladi tabii.

Kendi dogdugu ay oldugu icin olsa gerek sumuklu "aralik" ayini cok sever. Sozlugunde "mutlu araliklar" diye bir kalip vardir onun. Ne olursa olsun aralik ayi bir sekilde mutlu olmak icin bir sebeptir ona gore. Burada o mutluluk havasini daha da hissetmenin guzelligini yasiyor bu siralar. Yaklasan Christmas donemiyle birlikte canlanan ortam onun "mutlu aralik" konseptine uygun kareler yasatiyor etrafinda. Her ne kadar Amerikalilarin hersey gibi bu noel konusunun da cilkini cikardigini, alisveris cilkginligiyla donattigini dusunse de ister istemez bu havadan alamiyor kendini sumuklu.

Sumuklu bir de bu aralar annesiyle guzel bir donemi paylastigi icin cok mutlu. Cok uzaklarda da olsa annesi, su siralar daha sik gorusuyorlar ve eskiye nazaran sanki daha saglikli iliskiler icindeler. Daha acik konusabiliyorlar birbirleriyle, birbirlerini daha saygili dinliyorlar, ve en guzeli annesi tarafindan cok onemsendigini ve sevildigini daha bir hissederek anliyor sumuklu. Bu da ona ayri bir ic huzuru veriyor elbette. Bugune dek bir turlu yakalayamadigi bir ic huzuru... Cok da emin olmaktan korktugu icin yine de dikkatli yaklassa da bu duruma, bu huzurun surmesini bir sekilde kirilmamasini umuyor icten ice.

Iste boyle durup onu dinleyince, gecen seneki aralik ayindan daha mutlu bir sumuklu goruyorum ben aslinda. Umuyorum bu dingin mutlulugu koruyabilir daha uzunca bir sure.
Ha bu arada unutmadan, sumuklu size de mutlu araliklar dilememi istedi: "Mutlu Araliklar" oyleyse...
2 Aralık 2005 Cuma

Bugün benim doğumgünüm...


 Posted by Picasa

Bugun 2 Aralik 2005; benim dogumgunum. 1978 yilinin 2 Aralik gununde, bir cumartesi aksami saat 10 sularinda sevgili annem buyuk sancilar cekerek beni dunyaya getirmis. Zor bir dogummus onunkisi, tek cocuk olmamin yegane sebebi...

Dogumgunum... Ne gibi duygular yasayacagini bilemiyor insan. Bir yandan bu gunde kendini ozel hissetmenin getirdigi mutluluk, diger yandan aslinda yaslaniyor, yillarin gelip geciyor oldugunun farkindaligi.

Yasam bizlerin bakis acisina bagli olarak gelisiyor aslinda. Biraz once yatakta debelenirken bunu dusundum, simdi uzulmeli miyim, sevinmeli miyim diye sorarken kendi kendime aslinda uzulmenin cok anlamsiz oldugunun ayirdina vardim.

Yeni bir yas... yeni bir yas, gecirdigim tum yillarin yasamin tum zorluklarina ragmen var olan guzelliklerini de takdir etmemin bir sebebi olmali dedim sonra. Yasadigim, soluk aldigim, saglikli oldugum, sevdiklerimle paylastigim, sevdigim, sevildigim, mutlu oldugum zamanlari; bugune dek, yillar boyunca biriktirdigim beni "ben" yapan olaylari, insanlari ve degerleri takdir etmek ve her ne olursa olsun tum yasadiklarima gonul rahatligiyla bakip, "iyi ki varim" demek icin kucuk degil, buyuk bir sebep belki de.
Yaslaniyorum diye uzulmek yerine boyle bir bakis acisi dogumgunlerini, benim dogumgunumu daha bir farkli ve anlamli kildi iste bugun, bu sabah, su an.

2 Aralik 2005... kendimle birlikte icimdeki "can"la daha da anlamli olan bir dogumgunu. Yeni yasimi, yasamin getirdigi bu "guzellik" ile paylasiyor, ve daha da cok paylasacak olmanin verdigi heyecanla guzellesen bir dogumgunu. Duygularimin, dusuncelerimin, kendi kendimin farkindaliginin artmasiyla degerlenen bir dogumgunu. Sahip olamadiklarimla degil, sahip oldugum aci - tatli hersey icin sukran duygularimin arttigi bir dogumgunu. Yasami iyi-kotu tum getirdikleriyle daha siki kucaklayabildigim bir dogumgunu.

2 Aralik 2005... Bugun benim dogumgunum :)))