Pages

6 Eylül 2011 Salı

malesef yine hissiyat...

Oncelikle saskinim diyerek basliyorum yazima. Boyle baslamak hic yoktu aklimda ancak ben yokken buralarda blogger'in bile cehresi degismis... Uzun zamandir yazmiyordum biliyorum ama zamanin bu kadar uzuuun oldugunu farketmemistim.
Aslinda dogru, bana oyle gelmese de ne de olsa iyisiyle kotusuyle kocaman bir yazi gecirdik oyle degil mi?

*** *** ***
Gece ruyamda elimi isiran kopegin acisiyla uyandiktan ve elimdeki aciyi bir bes dakika daha hissettikten sonra bu sabah kendimi eski bir sarki mirildanirken buldum:
...Uslandım artık uslandım artık Dilde var, dilberde yok Ah ışıldarken paslandım artık Dertliyim dertliyim çok...

Ozellikle isildarken paslandim artik kismini kendime yakistirdigimi farkettim sonra.
Bu siralar is konusunda cok buyuk bir isteksizlik hakim, kocaman bir yazi bos bos gecirdigimi dusunmek bana cok buyuk bir sikinti veriyor. Insanin calisabildigi ve calisamadigi donemler olabiliyor ama bu bana son zamanlarda daha cok calisamamak yonunde oldugu icin icim cok sikiliyor. Kendimi gereksiz ve yetersiz hissediyorum sirf bu yuzden...

Buralara sonbahar geldi sanki, bugun hava serin ve yapraklar hafif hafif kizarmaya basladi... Bu memlekette en sevdigim mevsim sonbahar zaten. Bunun disinda bu yazki turkiye gezimizde bir daha anladim ki bu memleketin cogu seyini aslinda hic sevmiyorum ben! Belki de icinde bulundugum ruh hali soyletiyor bunu bana ama bu aralar deli anne'nin de anlattigi ve bana da cogu zaman mutluluk veren seyler bile mutlu etmez oldu beni.

Selim ve Kerem'in varligiyla mutluluk yakalamaya calisiyorum. Selim'in yeni baslayacagi donemde ona destek olmak icin heyecanlaniyorum. Kerem'in gunluk sirinlikleriyle depresif olmamak icin zorluyorum kendimi, ama cogu zaman o kadar, baska birsey yok! Hayatimda degisiklik olarak dizilerin yeni doneminin baslamasini bekler oldum, o kadar yani!

Oysa ki yapilacak o kadar cok sey var ki... Aslinda hem iste hem de evde enerjik olabilsem yapmayi istedigim cok sey var ki... Ne lazim bilmiyorum, motivasyon mu, gercekten enerji mi, gercekten bilmiyorum; ama bilmeyi ve bu durumu cozebilmeyi cok istiyorum! Belki de is, ya da mekan degisikligi iyi gelecek, ama ikisi de su an icin hic kolay degil!

Su anda yine orada olsam... Eylul'de de o kadar guzeldir ki...




25 Haziran 2011 Cumartesi

ruyalarim



daha once bahsetmis miydim bilmiyorum ama cok ruya gorurum ben. cok ruya gormenin kerameti var midir bilmem ama biraz da kafamin bulanikligindan kaynaklaniyor diye dusunuyorum bu durumun.
ilginc ruyalar gorurum...

film gibileri vardir mesela,gercek hayatimdan hicbir sey icermez, karakterleri bile tanimam icindeki, ama oylesine sarar ki beni gece birkac dakikaligina uyansam tekrar uyuduktan sonra devam eder.

mistik ruyalarim vardir, hayatim icin onemli mesajlar tasidigina inandigim -hos, cok siklikla olmaz bunlar %1 ya da 2-.

sonra eminim pekcogunuzun da gordugu, aman sinav kagidini yetistirememisim, aman sinav kagidini alip yanimda eve goturmusum, sinav varmis ama etrafta herkes konusuyor, birseyler oluyor ve ben birinci soruyu bile bitiremiyorum, ya da dislerimin, ozellikle de on dislerimin -herhalde en fecisi odur diye mi dusunuyorum ne?- dokuldugu ruyalar var. bu ruyalari genelde cok stresli oldugum zamanlarda gorurum.

bir de beni allak bullak eden ruyalarim vardir, icerigi bende sakli :), ama uyandigimda bir iki saat etkisinden kurtulamadigim ruyalardir bunlar, cok psikolojik, cok da gercekmis ama degilmis cinsten...

ama bu aralar siklikla bu aralar korku filmi gibi ruyalara uyuyorum gece... binbir surette cinler, seytanlar mi dersiniz, zombiler, canavarlar mi??? oylesi yaratiklar hergece misafirim oluyorlar. kalktigimda o kadar korkmus oluyorum ki hemen bakiyorum yanliz miyim, sebo ya da en azindan ufakliklardan biri yanimda mi diye?

bilmem, ciddi tatile ihtiyacim var galiba...

21 Haziran 2011 Salı

zaman sadece birazcik zaman

zaman cabuk geciyor... her zaman degil ama bu siralar...
cocuklugum aklima geldi bu gun; her cocuk icin oyle midir bilmem ama ben cocukken gunler cok ama cok uzun gelirdi bana... gun bitmek, zaman gecmek bilmezdi. binbir turlu oyunla, biraz buyuyunce kitapla, sokakta cocuklarla, buyuklerle kimi zaman, kimi zaman resim yaparak, kimi zaman anneannemden orgu ormeyi ogrenerek; belki de tum gun boyunca hepsini yaparak... yine de gecmek bilmezdi zaman...
***
zaman ozellikle ben bu topraklara geldikten sonra daha cabuk gecmeye basladi benim icin, ve o zamandan beri de, yaklasik on senedir, hic hizini azaltmadan geciyor... uzucu degil mi?
***
ama cocuklar icin oyle degil anlasilan. bizim selim ve kerem icin oyle degil eminim. aksam yatmak bilmeyislerinden. bir kitap daha diye yalvarislarindan, tam yatarken bogazlarinin kuruyup bir bardak su istemelerinden, tam yatarken acikmalarindan... bu iyi bir sinyal mi kotu mu anlayabilmis degilim oysa ki...
***
sonunda halide edip kitabini bitirebildim, demokrasiyi taassub derecesinde savunmus ve ona uygun yasamis bir kisilik, gunumuzun "sozde" demokratlarinin aksine, okuyun goreceksiniz...
***
zaman cabuk geciyor dedim ya bizim de turkiye ziyaretimizin vakti gelmis, neredeyse... bakalim, biraz enerji ve moral toplamayi planliyoruz ya, olacak mi? zira donuste yine yogun gunler bizi bekleyecek. bu yogunluga selim'in de yeni okul yogunlugu katilacak. hayat gercekten de akip gidiyor....
***
bu arada fakultemizin dekani vefat etti... pankreas kanseri; 5 ay icinde, teshis, tedavi derken... mutlak son...

18 Haziran 2011 Cumartesi

hayat garip sey be dostum...

Bu fotografi buradaki arkadaslar cekmis, cok uzak degil 50 km otemizdedir bu mezarlik. Ve iste muhtemelen Osmanli zamaninda gelmis bir grup Turk'un mezarlari... Buraya ne icin geldiler, neler yapiyorlardi sorularinin cevabini da kutuphanedeki kayitlardan ogrenmisler arkadaslar, ben detaylari bilmiyorum ama cok ilginc geldi. Coluklari cocuklari var mi? Kimliklerini koruyorlar mi? Supheliyim ama bilmek, ogrenmek guzel olurdu diye dusunuyorum.
Hayat gercekten garip, biz de belki burada bir mezar tasi olacagiz bir gun... Sadece bir mezar tasi... Mevlut Huseyin gibi...

8 Haziran 2011 Çarşamba

ufff yazmiyorum diye sikinti yapacagima gelip yazayim dedim...
bizim kabak kafalar (Selim ve Kerem ikilisi oluyorlar) iyiler :))). Bu sabah agbi kardes el ele tutusa tutusa iniyorlardi merdivenlerden. Normalde Kerem'in tek basina inmesine izin vermiyoruz kayar, duser vs diye. Aslinda cok dikkatli Kerem ama ne olur ne olmaz modundayiz. Selim de bunu bildigi icin hic elini birakmadan kardesinin indirdi onu, inerken bir yandan da merdiven basamaklarini sayiyorlardi. Selim ne derse.... ama ne derse aynisini soylemeye calisiyor Kerem. Yanliz soyledikleri mi? Hersey, ama herseyi taklik ediliyor Selim'in Kerem tarafindan. Selim neredeyse Kerem de orada. Selim okuldan geldiginde "abiidiiim" diye bir sariliyor ki Kerem sormayin. Arada tirmalayip, tukurse de agbisine - cunku Selim lego yapiyor Kerem gelip bozuyor, Selim oynatmiyor, Kerem tukuruyor vs vs...- genelde agbisinin arkasinda Kerem. Nam-i diger "taklitci zihniyet!" :))).
Kerem'in saclari evimizin berberi babalarinin is kazasina ugradi ve iki numara oldu! Neyse yaz icin iyi oldu, belki de boylelikle Kerem'in saclari cogalir, biraz seyrek simdilik!
***
Dun bebegi olan bir arkadasimizi ziyarete gittik hastahaneye. Bu yaz cok hamile var etrafimizda ve genelde duyduklarim da hep erkek! Kiz da duyuyorum ama %20 civarinda, evet istatistik tutmaya basladim :P. Bebek kokusunu ozlemisim, cok guzel geldi!!!
***
Bu application'i cok begendim. Kotu iphone resimlerini bir sanat eserine donusturuyor kisa surede, oneririm: iste burada bir resim.
***
Selim'in okul oncesi okulunda (daha iyi bir anlatim bulmadim? yuva degil, anaokulu belki?) son gunu yarin! Cok hecanliyiz "goodbye day" ozel oluyormus! Artik Kindergarden'a baslayacak ya bu okulu bitti.Kindergarden dedim de gecen hafta okul ogretmenleriyle tanisma toplantisi vardi, ogrencilere sibiflari gezdiriyorlar falan, ilk basta cok endiseli gordum Selim'i ilk defa, beklerken ozellikle... Bir de renk gruplarina ayirmislardi ogrencileri Selim mor gruptaydi, onun tafrasini yasadik mor kiz rengiymis de Selim'i neden yesil takima koymamislar vs derken neyse, sonrasinda endisesi gecti, iyi bir tanisma olmus anlattigina gore... Bakalim kindergarden'in ilk gunleri nasil gececek? Ozellikle okuma yazmaya agirlik veriyorlar, bir de basit matematik ve fen dersleri oluyor(mus) anlattiklarina gore. Ingilizceyi degisik ogreniyorlar, cok fonetik olarak, bakalim yardim edebilecek miyiz diye endiseleniyorum bazen. Bir de Turkce ogrenmege hazir bence Selim ama karismasin diye baslamiyorum bir seye, bakalim nasil halledecegiz? Oyle iste...
***
Yaz okulunda ders vermek ayri bir gicikmis, hava guzel diye ograncilerin akli disarida, haftanin dort gunu ust uste ders, benim aklim da disarida derken oyle ite kaka gidiyor dersler, bakalim son ders 23 haziran'da!
Geri saymaya baslayayim mi?
***
Bun ve yarin cok sicak burada bugun 32, yarin 37 (evet 37!) derece gosteriyor hava tahminleri. Ama siki durun cumartesi 19 pazar da 20 derece! Nasil bir hava degiskenligidir bu??? Okyanus etkisi olmali! Bilmiyorum ama kulaga hos gelmiyor!