Pek guclu bir baslik oldu degil mi?
Guclu hisler guclu tanimlar gerektirir... amma velakin ben boyle hissettim bu yaz: kendi ulkeme yabanci...
Turkiye'ye gitmeyeli uc yil, Istanbul'a gitmeyeli tastamam bir sekiz yil olmustu herhalde ve ben bunun ustune Istanbul'da yedi hafta gecirdim bu yaz.
Istanbul'da bulundugumuz yer hem Istanbul'du hem degil. Ozel bir universitenin korunakli kampusu ve lojmanlari bizi sehirden yeterince soyutladi ancak elbette ki "sehre inmek" ve cocuklara gostermek gerekirdi Bogaz'i, Sultanahmet'i, mezun oldugumuz universite'yi, karsi'yi ve cocuklarin televizyondan ya da resimlerden gordukleri bilimum yerleri. Ve bu yerleri gostermek "sehre inmek" demekti. "Sehre inmek" ise benim icin kalabalik, gurultu, binalar, ve cocuklari kaybetme korkusu demekti.
Bu nedenle pek sehre inmedim, inemedim... Birkac kez disinda... Diger zamanlarda da kiyilara, koselere mavinin ve yesilin bol oldugu yerlere gitmeye calistik.
Kendi ulkeme yabanci... Istanbul'a yabanci idim. 1996-2000 yillari arasinda ogrencilik yaptim Istanbul'da, sonra da iki sene kadar yasadim, 2003'te ABD'ye tasindim, ara- ara geldim gittim Istanbul'a ama cok sik degil, ya da yeteri kadar sik degil demek ki... Ben Istanbul'da iken insanlar Istanbul'un kalabalikligindan vs yakinirlardi, "buralardan 10-20 sene once yer almak lazimdi" derlerdi. Hayrettir ki kendi kendime soyledigim en cok sey bu oldu bu gelisimde. Yani ben 2018 de 2000 in ilk baslari icin bunu soyleyebiliyorsam...
Sehir gelismis, yasayanlar daha iyi eksi ve artilarini gorebiliyorlardir elbette ancak ben cok da olumlu yonde bir gelisim gormedim ne yazik ki. Bunu tamamen objektif gozlemlerime dayanarak yaziyorum hicbir politika ya da politik dusunce ile ilgisi olmadan.
Eskiden Istanbul, Istanbul oldugu halde yine de bir masumiyeti vardi sehrin, sanki o gitmis. Yaslandikca olgunlasan degil de yaslandikca hircinlasan bir kadin olmus sanki Istanbul.
Velhasil'i ben 90'larin sonu 2000;lerin basindaki Istanbul'u aradim bu gidisimde. Hatta ozellikle bazi yerlere hic gitmedim anilarimdaki halinde kalmasi, bozulmamasi icin, zor oldu ama gitmedim, gidemedim...
Istanbul ile ilgili sehrin demografisinden tutun da, turistik mekanlari, alisveris mekanlari, bogaz -illa ki bogaz- ile ilgili izlenimlerim var, ancak onlari yazmayacagim, yazip dillendirmeyecegim cunku farkli algilanmasini istemiyorum. Ama insan yapisi da sehri algilamayi etkileyen onemli bir unsur. Ve Istanbul demografisinin degismesi de bence benim gozlemlerime etkisi oldu.
O yuzden yalniz mekanlara, yesili ve mavisi bol mekanlara gittik genelde... Kalabaliktan ve betondan uzak...
25 Kasım 2018 Pazar
23 Kasım 2018 Cuma
Karabatak
"Karabatak gibisin" dedi bana...
Oyleyim galiba, bir gorunup bir kayboluyorum... Deyimin hakkini veriyorum da karabatak ne cesit kustur onu pek bilmiyorum, arastirmam lazim.
Bir gorunup bir kaybolma durumu bu blog icin de gecerli, eh bir onceki yazimin ustune hakkini vere vere kocaman bir bir yil koymusum ne de olsa...
Sosyal medya'nin diger turleri cikti bloglar bozuldu... Ne guzel surekli yazmaya calisirdim bir aralar, ve ne guzel surekli yazan blog dostlarim, arkadaslarim vardi...
Ben, henuz yeni yil gelmeden, bir yeni yil sozu veriyorum kendime daha cok blog yazisi yazacagima dair. Gundelik yasam mi olur, hissiyatim mi, dusunceler mi, denemeler mi bilemiyorum ama yazacagim birseyler, okunsun ya da okunmasin, ben yazayim da surada dursun diye.
Karabatak olmaya son diyorum son veriyorum yani... Yazacagim daha siklikla.
Bu arada diger sosyal medya turlerinden de ciktim, belki ben gibi "ara kusak" olanlari da, pek tatmin etmiyor bu gunun sosyal medyasi, interneti... Genelde (istisnalar her daim vardir degil mi?) insanlarin hep kendi yasamlarinin ne kadar guzel oldugunun bir reklami haline donusmus bir sosyal medya beni hic tatmin etmiyor acikcasi... Bu nedenle yine kitaplara, okumaya, dusunmeye dondum ben de, hem isim icabi hem de aliskanliklarim geregi kitaplara dondum bu aralar ben de....
Kitaplar dedim de...
Burada egitim sistemi, ozellikle ilkokul yillarinda okumayi tesvik etme yonunde. Cocuklarin hic odevi olmasa odev olarak hergun 20 dakika okumalari var, 10 dakika da benim icin okuyorlar, etti 30 dakika... Bu 30 dakikaya baslamak, gunumuz dunyasinda pek de o kadar kolay olmuyor. Internet ve bilgisayar oyunlari ve "online" olan hersey o kadar cekici ki cocuklari bir 20-30 dakika sayfalarina dokunarak, hissederek okumaya oturtmak baya bir enerjimi aliyor... ya da aliyor (du)... Taa kii okuma saatlerini kesfedene dek...
Aslinda pek kesif de denilemez hep yapalim, yapalim deyip yapamadigimiz birseyi bir sekilde yaptik ve artik ne kadar mesgul olursak olalim hepimiz oturup gunde en az 30 dakikamizi birlikte kitap okuyarak geciriyoruz. Bu zamanlarda her aile bireyi kendi kitabini alip -Ibrahim de dahil diyorum cunku henuz Kindergarten'da ve okumaya yeni yeni basladi- okuyarak geciriyoruz o vakti. Bu durum beni cesitli arayislara da yoneltti, cocuklara farkli alanlari tanistirmak gibi...
Bu aralar "felsefe" ye merak sardigim icin, cocuklara , ve hatta Seb'e de felsefe ile ilgili kitaplar aldim hem kutuphaneden hem de kitapcidan (cunku bazi kitaplarin evde bulunmasi lazim). Ve hatta Selim hepimizin okudugu kitaplara bakip "baba, bak goruyor musun annem hepimize felsefe okutuyor" diye de saka ile karisik bir yorum yapti :). Arada yonlendirme gerekiyor tabii ...
Bir de sesli okuma vakitlerimiz var, o pek duzenli olmasa da ozellikle Ibrahim ve Kerem'e hala sesli kitap okuyorum. Ibrahim'e sesli kitap okumam yasi ve ogrenmesi itibariyle normal, cocuklara sesli kitap okumak onlarin okuma aliskanligi kazanmasi ve onlarin da duzgun okuyabilmeleri icin onemli zira. Onerilen su ki her cocuga okuma duzeyinin bir-iki seviye ustunde kitap okumak onlarin hem okuma hizlarini hem kelime dagarciklarini gelistiriyor. O sesli okuma zamanlarinda da Kerem, Ibrahim, ve hatta Selim de katiliyor, guzel paylasim dolu oluyor bu okuma zamanlari. (Daha detay yazarim sonra cunku bu sesli okuma vakitleri de stratejili okuma yapiyoruz.)
Kitaplar dedim ve yazi uzadi... Demek ki bu konuda daha cok yazmaliyim! O zaman "arkasi yarin" diyelim bu konuda.
Neymis 1: Karabatak olmayacakmisim
Neymis 2: Cocuklarla kitap okumak guzeldir, ancak caba gerektirir
Not: Fotograf Patrick Fore'den.
Patrick Fore
Oyleyim galiba, bir gorunup bir kayboluyorum... Deyimin hakkini veriyorum da karabatak ne cesit kustur onu pek bilmiyorum, arastirmam lazim.
Bir gorunup bir kaybolma durumu bu blog icin de gecerli, eh bir onceki yazimin ustune hakkini vere vere kocaman bir bir yil koymusum ne de olsa...
Sosyal medya'nin diger turleri cikti bloglar bozuldu... Ne guzel surekli yazmaya calisirdim bir aralar, ve ne guzel surekli yazan blog dostlarim, arkadaslarim vardi...
Ben, henuz yeni yil gelmeden, bir yeni yil sozu veriyorum kendime daha cok blog yazisi yazacagima dair. Gundelik yasam mi olur, hissiyatim mi, dusunceler mi, denemeler mi bilemiyorum ama yazacagim birseyler, okunsun ya da okunmasin, ben yazayim da surada dursun diye.
Karabatak olmaya son diyorum son veriyorum yani... Yazacagim daha siklikla.
Bu arada diger sosyal medya turlerinden de ciktim, belki ben gibi "ara kusak" olanlari da, pek tatmin etmiyor bu gunun sosyal medyasi, interneti... Genelde (istisnalar her daim vardir degil mi?) insanlarin hep kendi yasamlarinin ne kadar guzel oldugunun bir reklami haline donusmus bir sosyal medya beni hic tatmin etmiyor acikcasi... Bu nedenle yine kitaplara, okumaya, dusunmeye dondum ben de, hem isim icabi hem de aliskanliklarim geregi kitaplara dondum bu aralar ben de....
Kitaplar dedim de...
Burada egitim sistemi, ozellikle ilkokul yillarinda okumayi tesvik etme yonunde. Cocuklarin hic odevi olmasa odev olarak hergun 20 dakika okumalari var, 10 dakika da benim icin okuyorlar, etti 30 dakika... Bu 30 dakikaya baslamak, gunumuz dunyasinda pek de o kadar kolay olmuyor. Internet ve bilgisayar oyunlari ve "online" olan hersey o kadar cekici ki cocuklari bir 20-30 dakika sayfalarina dokunarak, hissederek okumaya oturtmak baya bir enerjimi aliyor... ya da aliyor (du)... Taa kii okuma saatlerini kesfedene dek...
Aslinda pek kesif de denilemez hep yapalim, yapalim deyip yapamadigimiz birseyi bir sekilde yaptik ve artik ne kadar mesgul olursak olalim hepimiz oturup gunde en az 30 dakikamizi birlikte kitap okuyarak geciriyoruz. Bu zamanlarda her aile bireyi kendi kitabini alip -Ibrahim de dahil diyorum cunku henuz Kindergarten'da ve okumaya yeni yeni basladi- okuyarak geciriyoruz o vakti. Bu durum beni cesitli arayislara da yoneltti, cocuklara farkli alanlari tanistirmak gibi...
Bu aralar "felsefe" ye merak sardigim icin, cocuklara , ve hatta Seb'e de felsefe ile ilgili kitaplar aldim hem kutuphaneden hem de kitapcidan (cunku bazi kitaplarin evde bulunmasi lazim). Ve hatta Selim hepimizin okudugu kitaplara bakip "baba, bak goruyor musun annem hepimize felsefe okutuyor" diye de saka ile karisik bir yorum yapti :). Arada yonlendirme gerekiyor tabii ...
Bir de sesli okuma vakitlerimiz var, o pek duzenli olmasa da ozellikle Ibrahim ve Kerem'e hala sesli kitap okuyorum. Ibrahim'e sesli kitap okumam yasi ve ogrenmesi itibariyle normal, cocuklara sesli kitap okumak onlarin okuma aliskanligi kazanmasi ve onlarin da duzgun okuyabilmeleri icin onemli zira. Onerilen su ki her cocuga okuma duzeyinin bir-iki seviye ustunde kitap okumak onlarin hem okuma hizlarini hem kelime dagarciklarini gelistiriyor. O sesli okuma zamanlarinda da Kerem, Ibrahim, ve hatta Selim de katiliyor, guzel paylasim dolu oluyor bu okuma zamanlari. (Daha detay yazarim sonra cunku bu sesli okuma vakitleri de stratejili okuma yapiyoruz.)
Kitaplar dedim ve yazi uzadi... Demek ki bu konuda daha cok yazmaliyim! O zaman "arkasi yarin" diyelim bu konuda.
Neymis 1: Karabatak olmayacakmisim
Neymis 2: Cocuklarla kitap okumak guzeldir, ancak caba gerektirir
Not: Fotograf Patrick Fore'den.
Patrick Fore
2 Aralık 2017 Cumartesi
Dogumgunu postasi
Her ne kadar yazilar yazamiyorsam da bu aralar, 39. yasimin ruh halini yansitmadan bloguma gecemedim.
Ruh halimi en iyi yansitan parca Marquez'den Danzon No.2
Dinlerken bir yandan aglayip bir yandan dans etme istegi uyandiriyor, en iyi bu sekilde ifade edebilecegim bir parca. Bir yandan dans edip bir yandan tuylerimi diken diken ediyor. Burada Venezuela orkestrasi tarafindan seslendirilmis bu parca.
Bir baska orkestra ve yonetmen tarafindan seslendirilmis sekli burada, bu biraz daha yavas sanki.
---
Bu arada 39 dedim ama 40'a 1 kaldigini zerre kadar hissetmiyorum desem? Icimdeki cocugu oldurmemis olacagim ki kendimi cogu zaman hala cocuk gibi hissediyorum. Yas alan bedendir diye okumustum bir zamanlar, ruh yaslanmazmis hic, ben bunun canli ornegi gibiyim sanki.
Kocaman sevgiler benden!
Ruh halimi en iyi yansitan parca Marquez'den Danzon No.2
Dinlerken bir yandan aglayip bir yandan dans etme istegi uyandiriyor, en iyi bu sekilde ifade edebilecegim bir parca. Bir yandan dans edip bir yandan tuylerimi diken diken ediyor. Burada Venezuela orkestrasi tarafindan seslendirilmis bu parca.
Bir baska orkestra ve yonetmen tarafindan seslendirilmis sekli burada, bu biraz daha yavas sanki.
---
Bu arada 39 dedim ama 40'a 1 kaldigini zerre kadar hissetmiyorum desem? Icimdeki cocugu oldurmemis olacagim ki kendimi cogu zaman hala cocuk gibi hissediyorum. Yas alan bedendir diye okumustum bir zamanlar, ruh yaslanmazmis hic, ben bunun canli ornegi gibiyim sanki.
Kocaman sevgiler benden!
10 Ağustos 2017 Perşembe
Annesinin guzeli...
Annesinin guzeli Ibrahim...
Bugun Ibrahim'den bahsetmek lazim. Yok, oyle ozel bir gun oldugundan degil... Ani olsun diye... Abilerinin kucukluklerinden az cok bahsettim, Ibrahim eksik kalmasin diye... Hos, uc gun once dogumdunu vardi, 4 yasinda oldu ya, hala ozel bir gun klasmaninda olabilir.
Annesinin nesi diye sordugumda ilk once guzeli, sonra tatlisi diye cevaplari arda arda siralar Ibrahim. Evin en minigi oldugu icin minikligini bilir, tatlidir, ama yaramazdir da ayni zamanda. Abilerine kok sokturur, hos kok sokecek goz yoktur abilerinde ama Ibrahim'in israri ve yeri geldiginde yaygarasi dayanilmaz oldugundan kok sokmek zorunda kalirlar. Mecburiyetten yani...
En kucukler boyle midir hep ama cok dikkatlidir Ibrahim, herseyi cok detayli gozlemler. Onunde ornek de cok oldugu icin bilgicdir de. Gozlemlemesini ilk defa Ibrahim cok kucukken ben konusurken hep agzima bakmasindan farketmistim. Meger cocuklar konusmayi ozellikle konusanin agzina bakarak (sesleri nasil cikardigi konusunda vs) ogrenirlermis, ben bunu ilk defa ucuncu cocugumda bu kadar bariz sekilde kesfettim. Ibrahim kucuk aylardan agzima bakiyor ve ben konusurken kendi agzini kipirdatiyordu ayni sesleri cikartircasina.
Israrci ve inatcidir ayni zamanda, yasin getirdigi bir durum olmasinin yanisira abisi Kerem gibi az biraz takintilidir da. Bunu biraz da Kerem gibi aslan burcu olmasina bagliyoruz. Takintilar, ketchup belli yere konacak, yemekler karistirilmayacak, bol kiyafet giyilmeyecek corap pantalondan sonra giyilecek ve duzgun olacak vs bir dolu kucuk detay.
Cok yardimcidir. Bu "yardimci"lik olayi destek olmaktan cok kostek olmaya donusse de zaman zaman, ne yapsam hemen biter yanimda "yardim edebilir miyim?" diye sorup, eh bazen de sormadan girisir ise benimle. Bugun mesela, balkon yikadik onunla birlikte, iyi de becerdi sulari supurmeyi.
Cok sevecendir, guleryuzludur, insancildir, annesinin kuyrugudur... Olduk, olmadik vakitte gelir beni oper, "sen benim guzel annemsin, ben sensiz ne yaparim ki?" diye sorar. Ben sensiz ne yaparim ki sorusu kucuk bir an "olum"den bahsetmistik, o taptaze yureginde olumu nereye koyduysa ondan beridir boyle soyluyor "ben sensiz ne yaparim ki?"
Bir de hosuma giden birsey, bana birsey soyliyecegi zaman "annem...." diye baslar cumlelere. "annem, ruya gordum ben bugun" gibi. Bir de ille de benimle oynamak ister, benimle kitap okumak, benimle oyun kurmak. Zannediyorum abileri kendi aralarinda oynarken "kucuk" kaliyor Ibrahim kimi zaman, beni arkadas belliyor ille de. Ha bir de istedigini yaptigimiz zaman kim yaparsa "sen benim guzel annemsin" sen benim guzel abimsin" diye yaglamayi da unutmuyor :)
En sevdigi hikaye "uc kucuk domuzcuk" hikayesi, hani su bir sazdan, biri agactan, biri tastan ev yapan domuzcuklar hikayesi. Hatta kitap okurken sesimi kaydettim ben yokken kitapla birlikte onu takip ediyor zaman zaman.
Gozumuzun onunde abileri gibi buyuyor, hic buyumez zannedilen evin en kucugu de buyuyor. Bu sene ilkokulun Pre-K denilen , anasinifi oncesi sinifina baslayacak, bakalim nasil yapacak... Kres deneyimi oldu ama evin rahatligina da cok alistigi icin cekiniyorum biraz, bakalim Eylul'de gorecegiz...
31 Temmuz 2017 Pazartesi
Sonbahara hazirim!
Bugunlerde icimde bir kipirti, pir pit ediyor yuregim. Sanki agustos sonuymuscasina, sanki sonbahar gelmiscesine.
Hani birkac gun serinledi ya havalar burada, birkac gun isiklar, gokyuzu sonbahari andirdi. Ben de sonbahar mumumu cikarip, aksamustu havasina biraz daha sonbahar kattim, icimdeki kipirtiyi sondurmemek icin.
Neden bilmem mevsimlerden en sevdigim sonbahar, yuregimi pir pir eden tek mevsim...
Vakitlerden aksamustu, gun batiminin mucizevi isiklari... Hem mutlu eden, hem huzunlendiren garip bir duygu... Ilginctir ki bu hep boyleydi kucuklugumden, ilk genclik yillarimdan bugune, ille de aksam ustleri, ille de gun batimlari...
Vakitlerden aksamustu, gun batiminin mucizevi isiklari... Hem mutlu eden, hem huzunlendiren garip bir duygu... Ilginctir ki bu hep boyleydi kucuklugumden, ilk genclik yillarimdan bugune, ille de aksam ustleri, ille de gun batimlari...
*** *** ***
Ben hissiyat olarak sonbahari yasarken, bu hissiyata uygun olarak bir yanim da cocuklarin okula baslamasina hazir.
Yurtdisinda yasamanin bir yani tabii ki yanlizlik, cocuklari buyuturken buyuk ailelerin sosyal desteginden cogu zaman uzak olmak. Bu nedenle cocuklarin her aninda biz variz, anne ve baba olarak bizler her daim cocuklarla birlikteyiz. Ben kucuklugumde ayni sehirde yasadigimiz anneannemle, dedemle, teyzelerimle, kuzenlerimle; daha az siklikla da olsa babaannem va babamin ailesiyle gecirdigim tum zamanlari, cocuklar bizle geciriyor. Genis ailenin yoklugunun eksikliginin yanisira bizim cocuklar belki de bizlerle cok fazla birlikte olmanin simarikligini yasiyor olabilirler. Biz de cocuklarimizla hep birlikte vakit gecirmenin aslinda luksunu goremiyoruz her zaman. Onlara aktif, etkin vakitler olusturalim diye - kamplara goturelim, su dersle oyalayalim, okuma zamani yapalim, parka gidelim, oyun oynayalim- kendimizden geciyor, kendimizi unutuyoruz. Bu da ister istemez bir cesik yilginlik olusturabiliyor.
Birkac gun once bu cuma gunu gidecegim konferansa binaen Kerem'le konusurken "iyi ki konferensa gidiyorum, break olacak benim icin" dedigimde bana donup "bizden break mi almak istiyorsun yani?" dedi, sitemle elbette, sonra da "insan cocugundan break alir miymis?" diye de ekledi.
Sahi insan cocuklarindan break alabilir mi? Bunun cevabini size birakiyorum, benim cevaplarim biraz karisik bu aralar cunku.
Velhasil, sonbahara hazirim ya siz?
Yurtdisinda yasamanin bir yani tabii ki yanlizlik, cocuklari buyuturken buyuk ailelerin sosyal desteginden cogu zaman uzak olmak. Bu nedenle cocuklarin her aninda biz variz, anne ve baba olarak bizler her daim cocuklarla birlikteyiz. Ben kucuklugumde ayni sehirde yasadigimiz anneannemle, dedemle, teyzelerimle, kuzenlerimle; daha az siklikla da olsa babaannem va babamin ailesiyle gecirdigim tum zamanlari, cocuklar bizle geciriyor. Genis ailenin yoklugunun eksikliginin yanisira bizim cocuklar belki de bizlerle cok fazla birlikte olmanin simarikligini yasiyor olabilirler. Biz de cocuklarimizla hep birlikte vakit gecirmenin aslinda luksunu goremiyoruz her zaman. Onlara aktif, etkin vakitler olusturalim diye - kamplara goturelim, su dersle oyalayalim, okuma zamani yapalim, parka gidelim, oyun oynayalim- kendimizden geciyor, kendimizi unutuyoruz. Bu da ister istemez bir cesik yilginlik olusturabiliyor.
Birkac gun once bu cuma gunu gidecegim konferansa binaen Kerem'le konusurken "iyi ki konferensa gidiyorum, break olacak benim icin" dedigimde bana donup "bizden break mi almak istiyorsun yani?" dedi, sitemle elbette, sonra da "insan cocugundan break alir miymis?" diye de ekledi.
Sahi insan cocuklarindan break alabilir mi? Bunun cevabini size birakiyorum, benim cevaplarim biraz karisik bu aralar cunku.
*** *** ***
Bu yaz doluca gecti, geciyor, detaylari baska bir yaziya kalsin, ama ille de sonbahar gelsin diyorum ben.Velhasil, sonbahara hazirim ya siz?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

