Pages

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Bir not...

Biliyorum aşağıdaki yazımla ve hatta ruh halimle pek uygun olmayacak ama yazmazsam unuturum belki diyerek bir not alayım buraya.

Geçen pazar anneler günü idi ya, ve Selim kendince birşeyler düşündü bugün için, Yapamadı gerçi bir büyük yardımı olmadan yapamayacağı ve baba'nın da belki vakti olmadığı, belki önemsemediği için yardım edemediği için.
Herneyse, geçen hafta okuldan aldığımda, dönerken yolda Selim bana "Sen Elif Şafak'ın hangi kitabını okumadın?" diye sordu.
Şaşırdım bu aniden, hiç konu yokken gelen soruya, şaşırdım ama birkaç saniye sonra anlayarak cevapladım...

Oğlum beni düşünmüş, kendince anneler günü için bir hediye almak istemiş, ve işin güzel yanı ne sevdiğimi bilerek bir soru sormuştu...

Olsun'du, alamasa da düşünmesi ve sorması bile yetti de arttı benim için....

The End.

Gü...


Bu çiçekle başlayacaktım yazıma, "günaydın, mutlu günler, mutlu baharlar olsun!" diye dileklerde bulunacaktım... Bahar, diyecektim, ne gü....

Şu anda yaşadığım pekçok şey gibi yarım kaldı bu da... Soma haberlerini duyunca yarım kaldı... Empati yapmamak acıyı hissetmemek mümkün mü?

Acı yaşamadığımız bir gün yok neredeyse... Emekçi ölümleri, çocuk ölümleri, ahhh o çocuk ölümleri, hepsi yüreğime ince ince atılmış sızılar... Ben duymaya dayanamıyorken, yaşayanlar n'eylesin?

Evimizde televizyon yok, eksikliğini de hissetmiyoruz. Arada radyodan dinliyoruz haberleri. Daha doğrusu dinliyorduk, geçenlerde haberleri dinlerken Selim'in kulaklarını kapattığını gördüğümden beri pek onu da açmıyorum artık.

Selim sordu: "Neden Türkiye'de bu kadar çok kötü şey oluyor" diye... Birşeyler geveledim, tatmin etmediğini bile bile...

Ben de sorayım cevabını alamayacağımı bile bile, yıllardır sorulmakta, yazılmakta, çizilmekte olan soruyu: neden ülkemde insan hayatı sudan ucuz?


Ama benim memleketimde bugün 

İnsan kanı sudan ucuz 
Oysa en güzel emek insanın kendisi 
Kolay mı kan uykularda kalkıp 
Ninniler söylemesi
RUHİ SU




28 Nisan 2014 Pazartesi

Serzeniş (2-3 kaçıncı serzenişim bu blogda?)

Akademik dünyada olanlar bilirler, 30 Nisan doçentlik başvurusu 2014 Nisan dönemiiçin son tarih...
Ben de bakalım olursa diyerek başvuru yapıyorum. Amma velakin Türkiye ve ABD arasındaki bu konudaki farklılıklara kızmadan edemiyorum.
Kızıyorum çünkü ABD'de doktora derecenizi aldıktan sonra en az iki-üç akademik makalenizin doktora tezinden kaliteli bir yayın olarak çıkması beklenir ve hatta teşvik edilirken, Türkiye'de doktora tezinizden yaptığınız yayın, her ne kadar en kaliteli dergilerde basılmış ve tezinizden oldukça farklı bir hal almış olursa olsun, doçentlik başvurusu için yeterli olmuyor. Bu nedenle can'ım, gözbebeğim, ilk evladım tezimden olan makaleleri dosyama koyamıyorum.

Sesleniyorum:
Sevgili ÜAK,
Yukarıda bahsettiğim konuda bir değişiklik yapılması mümkün müdür? Benim için, lütfen???


Haftasonu, Kerem, ve Bebiş Oğluş

Yoğun denilebilecek bir haftasonuydu yine. Haftasonları çalışabilmek diye birşey yok artık sözlüğümde. Ne yapabilirsem hafta içi yapabiliyorum, blog yazmak dahil! Bu nedenle haftaiçi zamanlarımı çok verimli dağıtmak durumda kalıyorum.
Bu haftasonu özeldi, zira oğluşlar, en soldaki arkadaşları H. kızımız ile ilk klasik müzik konser deneyimini yaşadılar bu cumartesi akşamı. Gömleklerimizi giydik, kravatlarımızı taktık ve 23 Nisan dolayısıyla konser salonunun her yaştan çocuğa, evet bebiş oğluş dahil :), açık olmasını fırsat bilerek, gittik konsere. KOnser programı pek çocuklara uygun değildi bence, hani daha çocuklara yönelik eserler seçilebilirdi. Ama zannediyorum program bir de 10 ve 14 yaşlarında değişen genç soloistlere fırsat verilmesi için seçilmişti.

Yine de çocuklar ve bizim için güzel bir deneyim oldu. Aşağıda, sonradan biraz sıkılma emareleri gösterseler de, ilk başta pür dikkat konseri dinleyen/izleyen minişler...


*** *** *** ***
Haftasonu, daha önce okulda yaptıkları caretta'lı kitap ayracını hediye etti Kerem bana. Caretta özel bizim için zira sınıfları Caretta sınıfı. Kerem detaylara çok dikkat eden bir çocuk. Örneğin bu kitap ayracını verirken caretta'yı ne kadar düzgün ve doğru yaptığını anlattı bana. Yaptığı şeyleri - resim, aktivite örneği- de hep gururla gösterir. Kişiliği bu şekilde. Gerçi detaycı olması bazen sorun da olabiliyor. Detaycı ve hatta çok kuralcı da denilebilir. Özellikle bu kuralcılık durumunu nasıl aşabileceğimizi bilemiyorum, çünkü Selim'de böyle birşey yaşamamıştım. Örneğin acil giyinmesi gereken bir durumda önce pantalon giyilmesi gerektiği gibi, bir kural koyduğu için kendine, yanlışlıkla üstünü giydirsem o büyük sorun olabiliryor. Üst çıkarılıyor tekrar önce alttan başlanıyor bu arada vakit geçiyor vs.
Neyse, işte alttaki kaplumbağalı kitap ayracını yapmış benim oğlum ve hediye etti bana, yine gurur duyarak kendisiyle, ne diyelim tipik gururlu aslan burcu işte :)


*** *** *** ***
Hep abilerimi yazıyorsun olmaz ki ama diye sitem eden bebiş oğluş bu da. Artık minik eller ınnn ınnn'lar -bilmeyenler için çeviri: araba- tutar duruma geldi. Abileri taklitler arabalar sürülmeye çalışılıyor.
Bu zamanların bir özelliği de bizim bebiş oğluşun kendini psikolojik açıdan yürümeye hazır zannetmesi... Ellerini tutarak yürütmeye çalıştığımızda öyle bir gidişi var ki sanki bıraksan kendi kendine koşturacakmış gibi. Heey çocuk daha küçüksün fiziksel yeteneklerin yürümeye na-müsait desek de, o engel tanımıyor, çabalıyor :-) 
Abileri yaşlarına yürüyerek girmişlerdi, bakalım bebiş oğluş ne zaman becerecek bu işi? Hoş, önündeki örneklere bakarak daha çabuk yapıyor ya herşeyi bakalım, görelim...


24 Nisan 2014 Perşembe

Güzel Bir Gün

Güzel bir "gün" tanımınızda ne var?

*** *** ***

Güneşli, iç ısıtan ama terletmeyen, hatta arada hafif hafif esen bir bahar havası,

Bahar havasına eşlik eden ağaçlar, kuşlar, karıncalar, böcekler,

Etrafta cıvıldayan, tamam arada hatta mızıldayan çocuklar,

Eşlik eden bir yudum çay, kahve, işin bahanesi abur cuburlar...

Ve ille de, mutlaka, olmazsa olmaz, anı paylaştığınız tatlı dostlar, dostlar...
hani az olup öz olanından...

*** *** ***
İşte dünü mutlu kılan, komşu ODTÜ kampüsünde geçirdiğimiz böyle "güzel bir gün"dü! 

*** *** ***