Garip bir durum…
Kendimi bir an yaslilar evinde hissettim. Yillardir universite ortaminda olunca pek siklikla gormedigim yaslilar sanki birikmis de bugun karsima cikmis gibi.
Bir konferans icin Florida, Tampa yolundayim. Ucagin bekleme salonunun cogunlugunu 65-70lerinde olan bayan yolcular doldurmus durumda. Belki de bir yaslilar grubunun gezisi var o tarafa, bilmiyorum ama garip hisler icindeyim, sanki kadinlarda kendi gelecegimi goruyorum.
30’lu yaslar sendromu biraz da bu olsa gerek, olasi gelecek yillari daha cok dusunur oluyor insan zaman zaman. Buna bir de kirisiklik onleyi kremler almaya basladigimi soylesem, bilmem siz ne dusunursunuz?
***
Herneyse, yolculugumu dusuneyim ben simdi. Bu havaalaninda ucretsiz internet servisi oldugunu dusunup seviniyordum icten ice ancak dusuncelerim bos cikti; limitli bir servis var, diger alanlara girmek icin ucret odemek durumundasaniz. Sadece en fazla 40 dk kadar bu bekleme salonunda olacagim icin odemeye degmeyecegini dusunuyorum. Bu nedenle bu yazimi internet baglantim oldugu en yakin zamanda yayinlayacagim.
Siklikla is gorusmelerine gittigim gecen sonbaharda ayni duygulari pek yasamamistim ancak bu sefer Selim’den ve Sebo’dan ayrilisim bir baska zor oldu. Insan gun gectikce yavrusuna daha cok baglaniyor demek ki; 9 aylikken ayrildigim zamanlardan cok daha huzunlu hissediyorum kendimi. Sadece iki gecelik bir ayrilik bu oysa ki…
Sebo ise dondugum gecenin ertesi gunu askere gitmek icin Turkiye yollarinda olacak. Ister istemez kendimizi koskoca kitada terkedilmis hissedecegimi dusunuyorum simdiden. Belki gunlerin yogunlugu ve aslinda bu askerlik suresinin kisa olusu, ve hatta Sebo’nun kuzeninin bu surede bizimle olusu bunlari dusunmeye firsat birakmayacak ama simdilik boyle bir huzun basti icimi. Ve bu nedenle sicak oldugunu umit ettigim Florida’nin tadini cikaramayacagim belki de….
Oysa ki cok sevdigim halde uzun suren bu soguktan bikmis –ah insanoglu, doyumsuz insanoglu!-, kisa bir sureligine de olsa kemiklerimi isitmayi duslemistim.
Uzun yolculuk uzmani oldum artik (bu ucus da yaklasik uc bucuk saat, eh uzun sayilir) yanimda birkac makale, bir dergi, bir kitap ve not verilecek ogrenci odevleri var., araya biraz da uyku sikistirabilirsem pek de sikici bir ucus olmayacagini dusunuyorum.
Anons yapilmaya baslandi, hadi ben gidiyorum!
***
(Yaklasik 5 saat sonra)
Hele sukur ki otelime ulastim. Aldigim onlemlere karsin itiraf etmeliyim ki sikici bir yolculuk gecirdim ☹. Burasi bekledigim gibi sicak, yesillik ve guzel. Soguk havadan belki de Boston’da duyamadigim deniz kokusunu burada heryerde duyabiliyorum, bu ozellik burayi guzel bulmama yetecek birsey.
Oglusumu ve Sebo’yu simdiden cok ozledim.
Ayriligin huznunun yerini huzunle birlikte yorgunluk ve aclik aldi (malesef ben her kosulda acligini unutamayan tiplerdenim ☹).
Aksam ne yasam diye dusunuyorum.
Bu aksam odamdan disariya adim atmaya niyetim yok, zira yarin zaten yogun bir gun olacak.
Ilk etapta bu otelin yaz tatili icin aileyle gelinebilecek bir yer oldugu izlenimini edindim. Odalarda ayri bir bolumde salon ve kucuk capli bir mutfak var: buzdolabi, mikrodalga. Kisacasi cocukla cok rahat edilebilecek biryer, listemize koyalim ;).
Ben ne yapiyorum?
Gunluk degil anlik bir blog yazisi yazmaya basladiginizda bu yaziyi bitirmenin zamani gelmistir efendim. Yoksa korkarim ki yazdiklarim cok sikici detaylara kadar inmege baslayacak. Bu duruma donmeden yazilar, ben kaciyorum, kaciyorum, kaaaaac-tim!
***
Iste yummy yummy yemegim :)