Pages

24 Mart 2008 Pazartesi

Merhaba!



Selim'le cekildigimiz bir video ile baslayalim bu yeni blogumuzdaki yeni yazimiza.
Bugun Selim'in krese gitmedigi ve benim onunla kaldigim gunlerden biriydi. Onunlayken insanin gunu baska bir dolu geciyor. Birlikte kaldigimiz sure boyunca oynuyor, sarki soyluyor- dansediyor, kitap okuyor, banyo yapiyor, bagirisiyor, uyuyor, birseyler yiyor, tekrar oynuyor, gulusuyor, aglasiyor derken bir gun boyunca herseyi yasiyoruz. Bugun her ne kadar hadi uyusun da yapmam gereken arastirma yazisi hakemligi islerini biraz yapayim diye gozunun icine baktiysam, onu yorucu oyunlar oynadiysam, jimnastik yaptirdiysam ve ustune bir de guzel kopuk banyosuna koyduysam da yok, uyutamadim... Uyusun diye birlikte yattigimiz yatakta gozu kapali anne uyudu numaralarim hep Selim'in annecicim diyerek beni opup kaldirmasi ve benim kikirdememle son buldu. Bu arada Selim beni her sabah operek uyandiriyor. Hic uyanmak istemesem de sirf o optu, aman vazgecmesin bu aliskanligindan diye zorlaaa da olsa kalkiyorum.

Selim'in banyodan sonra bebe yagi surulmeden onceki hali



Aslinda hic bebe yagi ya da krem vs. gibi urunler kullanmadik Selim icin simdiye dek -elbette pisik kremleri haric-. Ancak kis ayinin da etkisiyle ozellikle kollari ve bacaklarinin kurudugunu farkediyorum. Bu da yetmezmis gibi su sevgisi sebebiyle hem banyoda cok zaman geciriyoruz hem de mutfakta su oynuyoruz. Ikincisi Selim'in yeni hobisi. Ben mutfakta birseyler yapar, birsey icmek ya da yemek icin gidersem Selim en sevimli halini takinip yanima gelip annecicim su, cucuk (kucuk), sandalye kelimelerini kullanip asagidaki pozisyonda suyla oynamak istedigini belirtiyor. Evet annecigim suyu az acmak sartiyla ve ben in dedigim zaman inmen sartiyla olabilir deyince iki elini yumruk yapip yukari kaldirip "yaaaayyy" (bizim dilde yasasiinnn'a denk gelen ancak kreste bu isin amerikancasini kaptigi icin yaaaayyy demesi daha kolay geliyor) diye sevinc cigligiyla sandalyenin yanina kosuyor. Ve sonucta maksimum yarim saat bu pozisyonda suyla oynuyor.



(Bu arada ustteki fotoda arka planda milk of magnesia ve natural fiber urunleri evimizdeki bir kisinin kalim bagirsak problemi oldugunu gosteriyor... Tamam, tamam Sebo'yu zanli olmaktan cikarip itiraf ediyorum, onlar bana ait, sorry :((( )

Bu niye ters yuklendi anlamadim?



Bugunku anne-ogul maceramiz tam benim sabrimin son dakikalarinda Selim'e "oglum kakamizi beze degil tuvalete yapiyoruz..." nidalarim arasinda Sebo'nun gelmesi ve sakince Selim'i uyutmasiyla son buldu. Benim o kadar ugrasip da yapamadigim isi Sebo tilsimli bir degnekle bitirdi.
Sonra da hakemlik islerimi yaptim. Bir konferans icin dort tane arastirma hakemligi vermislerdi ki kocaman bir "yuh" dedim ilk aldigimda. Birkac tanesini iptal eder misiniz tarzi kibar emailim, lutfen yapabilirseniz cok memnun oluruz gibi bir pasla geri donunce bende dort yazi elimde kalakaldim. Yazilarin biri cok iyi, biri cok kotu, diger ikisi ise kotuydu. Kotu olanlari okurken vakit kaybettigimi dusunerek kendime neden reddetmedim diyerek bir daha kizdim.

Bu da gecen cuma gunu olan kafayi vurma maceramizdan nahos bir ani :(((



Bu resimde arka plandakileri bilen var mi? ;)

23 Mart 2008 Pazar

Biz artik...

Biz artik BURADA olacagiz.
Okumak icin sumukluyeposta@gmail.com adresine email gonderebilirsiniz.

Biz artik...

Biz artik BURADA olacagiz.
Okumak icin sumukluyeposta@gmail.com adresine email gonderebilirsiniz.

22 Mart 2008 Cumartesi

Bir karar:

Efendim, simdi ben dusundum tasindim iki blog yazmamin ozellikle bu aralar birinden birinin ihmaline sebep olduguna vakif oldum. Bu nedenle sumuklubocek gunluklerinde kucuk sumukluden de bahsedecegim. Bu nedenle blogumu kayitli hale getiriyorum. Bizleri okumak isterseniz sumukluyeposta@gmail.com adresine email atabilirsiniz.
Bir ilk yapip neredeyse bir ayi hic yazi yazmadan gecirecegim saniyordum. Blog yazma zamanimin geldigini, daha dogrusu yazma ihtiyacimin beni cagirdigini etrafimdaki olaylara yaziyormus gibi baktigimda anliyorum. Bu daha cok herhangi bir dusunceyi, gozlemi icimden gecirirken cumleye nasil baslasam, arkasini nasil getirsem diye dusundugumde oluyor. Garip birsey bu, hani anlatilmaz yasanir dedirten cinsten.
***
Bu ay yine bizim acimizdan dusuncelerle dolu, dopdolu gecti. Yine bir Turkiye'ye donme firsati gecti elimize, bu sefer ciddi, cok ciddi dusunduk. Sonucta isin zorlu (belki de daha kolay) kismini secip burada kalmaya karar verdik. Bu arada yasadigimiz gel-gitlere hic girmiyorum elbette ama zorunluluk disinda bilgisayara el surmedigim gunler oldu bunlar.
***
Metroyla gidip gelmek cok yormaya basladi beni. Okul cebresindeki evlere bakmaya basladik.
***
Selim'le gunlerimiz renksiz gecmiyor hic. Bu aralar hergun bir vukuati oluyor. Ozellikle de o kafasinin hergun baska bir tarafini biryerlere carpiyor. Hos genelde hafif bir sekilde atlatiyor ancak dun dansederken kendi kendine gitti sandalyeye kotu bir sekilde carpti, bizi de cok korkuttu.
Yasinin getirdigi tantrumlari bir yada ikiser yasiyoruz mutlaka hergun.
***
Sebo askere gidiyor gelecek cumartesi. Uc haftalik sudan askerliklerden onunkisi -aman sudan dedigimi duymasin, cok ciddiye aliyor cunku bu askerlik isini :)))-.
Sonrasinda ben ve Selim tatil amacli gidiyoruz Turkiye'ye, anne simartilmasina cok ihtiyacim var dogrusu, simdilik bu gezimizi dort gozle bekliyorum.
***
Burada bahar yuzunu hala gosteremedi, nazli kizlari oynuyor hava. Hele o ruzgarlar hala nefesimizi kesmeye devam ediyor, gecen hafta yine kar yagisi bile vardi. Bahar ne zaman gelecek diye dusunmekten bikarak haftaya Florida'daki bir seminere katilmaya ve iliklerimi isitmaya karar verdim, bana cok iyi gelecek diye dusunuyorum.
***
Gecen gun otururken evimizin "kisisellesme"den mahrum oldugunu kesfettim. Evin hicbir kosesinde bana ait bir iz yok. Icimdeki kedi ruhu (bilmeyenler icin, kediler farkli bir yere tasindiklarinda, ya da yeni bir mekanda, kenara koseye kucuk kucuk iseyerek iz birakirlar) iz birakmaliyim diye beni durtukleyince ben de kucukken cok severek yaptigim hafe islerinden yapmaya karar verdim. Aslinda nakis yapmak istiyorum ama elimin pasini ancak etamin bezi ustune desenleri ve renkleri belirlenmis motifleri olan ve bu motifin ustunun nakislandigi kazir bez parcalarindan baslamak giderebilirdi ancak. Bu amacla Selim'in odasi icin suradaki kopek, balina, yildiz, ayicik gibi desenlerden, mutfak icin soyle bir desenden, ve neresi icin oldugunu bilmedigim ama severek isleyecegimi dusundugum su desenden siparis ettim. Akademik calismalarimdan, Selim'den ve diger kimliklerimden arta kalan zamanimi bu projeye ayirmak istiyorum. Gelecek projem ise oturma odamiz icin simdilik su tarz olabilecegini dusundugum yastiklardan islemek olacak. Bunlari secip siparis etmek bile beni mutlu etti.
***
Iste boyle sevgili gunluk, cok yakinda yine gorusmek uzere ;)